İnsan ne yaşayacağını biraz da kendi belirler. Yaşanması gerekeni belirler, yanına çağırır ve bırakmaz. İnsan böyledir. Yaptığının vahim olduğunu ilk andan itibaren bildiği halde yine de yapar. İnsan ve kaderi birbirlerine tutunurlar; birbirlerini çağırır ve şekillendirirler. Kaderin hayatımıza gizlice girdiği doğru değildir. Hayır, bizim açtığımız kapıdan girer ve ondan daha da yaklaşmasını isteriz.
Her şey fazla güzel, fazla sorunsuz, fazla mükemmel. Böylesine kusursuz bir mutluluktan daima korkulur....... İnsan tanrılara mutluluğun birazını geri ödemek istiyor. Çünkü tanrıların kıskanç oldukları bilinir; ve ölümlüye bir yıl mutluluk bahşettilerse, bu borcu derhal hesaba kaydedip hayatın sonunda tefeci faizi talep ederler.
Böyle şeyler insanın aklına sonradan gelir. Uzun yıllar sonra insan birinin öldüğü karanlık bir odadan geçer ve birden, yavaş yavaş kaybolan kelimeleri ve denizin uğultusunu duyar. Sanki o birkaç kelime hayatın anlamını ifade etmiştir. Sonrasında ise hep başka şeyler konuşulmuştur.