her gün böyle gelip dünyadaki yerini alıyor.
“zor olan, diyor, şiirin hayatını yaşamaktır.
yazmak sonra gelir hep.” bir bardak su ister
gibi kolay çıkıyor bu sözler ağzından.
kendiyle daha bir içli dışlı olmak için sonra
her zamanki eski koltuğuna gidip oturuyor.
göz göze geliyor ağaçlarla denizle gökle. bir top karanfilde gezdiriyor ellerini. burnuna götürüyor.
sesleri dinliyor sonra. iyi akşamlar diyen
yoldan geçen bir sesi. gürültülerle inen sabahı.
sessiz otları. düşen günü.
sesleri. sesleri. sesleri.
böyle bütün gün sesleri dinleyip
çekiliyor sonra,
dünyadaki yerine
avuç içi kadar bir göğü önüne alıp dönüyor sonra yerine.
boş,beyaz sayfaların saçtığı acı nedir bilirsiniz.
bağlıysa düşen bir yaprağın sesine bu dünyadaki yeriniz.
bir kadın, bir gök parçası, üç beş ağaç
uzakta dışında onların.
Deniz ?
deniz oralı değil : yineleyip duruyor kendini.
bakıyor o :
yakasını bırakmayan tanıklığına dünyanın.