• Kitap, Iran'dan Paris'e giden iki arkadaşın, memleketindekilerle, arkadaşlarıyla ve orada tanıştıkları insanlarla yaptıkları yazışmalardan oluşuyor. Yazar bu mektupların içinden bir kısmını seçmiş, bunları bir roman havasında düzenlemiş. Mektuplarda Rika ve Özbek'in yolculuklari boyunca geçtikleri sehirlerle birlikte, Paris hakkındaki gözlemleri yer alıyor. Anlamaya çalıştıkları bu çevre içinde inançları ve buradaki ileri düşünceler arasında sıkıştıkları onların yazılarında kendini belli ediyor. Bununla birlikte bu mektuplar içinde din, hukuk, politika, kültür, sanat vb. birçok konu hakkında yaptıkları tartışmaların okunmaya değer olduğunu düşünüyorum.
  • Cephe politikası üzerine Stalin

    Proletaryanın, hasımların kampındaki her çatlaktan yararlanmayı bilmesi, kitlesel olmaları, proletarya partisinin devrimci propaganda ve ajitasyonunu engellememeleri, proletarya partisinin işçi sınıfıyla emekçi kitleleri örgütleme çalışmasına ket vurmamaları koşuluyla, yalpalayan ve güvenilmez de olsa, kendisine müttefikler bulmayı bilmesi gerekiyor. Böyle bir politika, Leninizmin ikinci taktik ilkesinin temel talebidir. Böyle bir politika olmadan proletaryanın zaferi imkansızdır.Böyle bir politika, Leninizmin ikinci taktik ilkesinin temel talebidir. Böyle bir politika olmadan proletaryanın zaferi imkansızdır. Muhalefet böyle bir politikayı yanlış buluyor, Leninist bir politika saymıyor. Ama bu sadece, onun Leninizmin en son kalıntılarını da terkettiğini, Leninizmden yerle gök kadar uzaklaştığını ispatlar. Çin proletaryasının yakın geçmişte böyle müttefikleri var mıydı? Evet, vardı.Devrimin henüz tüm ulusun birleşik cephesinin devrimi olduğu devrimin birinci aşaması döneminde (Kanton dönemi) proletaryanın müttefikleri köylülük, kent yoksulları, küçük burjuva aydınları, ulusal burjuvazi idi.

    Josef Stalin
  • düşünceler serdediyoruz, ama düşünce özgürlüğünü elde etme konusunu dışta bırakarak.
    politik atılımlar peşindeyiz, ama yasaklı politika yapmayı peşinen kabullenerek.
    kimliğimize sahip çıkmak istiyoruz, ama kişiliğimizi geliştirme imkânlarını feda ederek.
    İsmet Özel
    Sayfa 193 - Tiyo
  • Politika demek, kazığı atarken söylediğin nutukları, kazığı yiyenlere alkışlatmak demektir.
  • Politikanın inceliklerinden anlıyan iki tür insanımız var:
    Politikacılarla mahkûmlar.
    Bunun nedeni de belli:
    Politika, politikacılar için içeri düşme tehlikesidir,
    Mahkûmlar için ise dışarı çıkma ihtimali.
    Can Yücel
    Sayfa 102 - "Yirmialtı" 11 Kasım, 1973
  • Kitap Edward Said'in 1993 Reith konferanslarının kitaplaştırılmış halini içeriyor.

    Önsözünde -kitaptan 1 yıl sonra yazılmış- dikkatimi çeken bir nokta var. Said evrensellik için şunu der: "Aynı zamanda dış politika, toplumsal politika gibi meseleler söz konusu olduğunda insan davranışları için tek bir standart arama ve buna uyma çabası demektir."

    Tek bir standart var mı ki? Kişi evrenselliği insan ürünü, sonradan ortaya çıkmış herhangi bir şeyle sağlayamaz. Başka bir şey olmalı. Vicdan geliyor aklıma. Ama bir şeyler yanlış gibi geliyor vicdan konusunda. Cevap o da değil galiba.

    Bence cevap: insanın ait olamamasıdır. Bir fikre, ideolojiye, ırka, dine, coğrafyaya ait olan insan evrenselliği yakalayamaz ve değerlendirmeleri çürüktür. Elbette burada insanın zihnine yerleşen büyüdüğü ve yetiştiği toplumun izlerinin silinemeyeceğinin farkındayım, demek istediğim insan bunu da reddedebilmeli, etmelidir. Bu dediğimden de şuraya varıyoruz gerçi: o zaman bütün insanların değerlendirmeleri çürüktür. Yazarken düşündüğümü de yazınca buraya varmak kaçınılmaz oldu ama bundan sonrası konu dışı olacak bu yüzden burada durayım.

    Özetle: insan her şeyin içinden geçip gidebilmelidir. Her şeyi sadece kendi koşulları içinde de bir bütün içerisinde de değerlendirebilmelidir. Bu yüzden bana genelgeçer bilgiler hep mantıksız gelmiştir çünkü her olayın kendine has koşulları var. Zaten okumaya devam edince Said bu noktaya varıyor ve ekliyor: "İnsan yalnız kalır, doğru; ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık."

    1.bölümden ilginç bir nokta, Julien Benda entelektüelin tanımını yaparken sadece 'küçük bir grup adamdan ibarettir' der. Benda kadınları entelektüelden saymazmış hiç.

    Özetlersem Said entelektüel için "entelektüel her zaman yalnızlık ile saf tutma arasında durur" demiş.

    Kitabı beğendim açıkçası ve Said'in görüşlerini mantıklı buldum. Ilk Said kitabım olduğu için yazarı araştırırken Said'e yönelik fark etmediğim ama haklı ve ilginç bir eleştiri gördüm: "fikri olmayan düşük adam. şunlar bunu dedi onlar şunu dedi şeklinde bol kaynaklı kitapları vardır. boş, gerçekten bomboş bir insan. yazdığı her şeyi zaten biliyor, bilmekle kalmayıp yaşıyoruz. kitaplarını okumaya hiç ama hiç gerek yok."

    Aşırıya kaçmış olabilir eleştiride ama şunlar bunu dedi, onlar şunu dedi kısmında kesinlikle haklı.

    Bu eleştirinin dikkatimi çekmesinin bir başka sebebi de kendimi hep bu şekilde eleştiriyor oluşum. Hiç kendi fikrin yok, hep okuduğun kitaplar ve filmlerle konuşabiliyorsun ancak, özentilikten ve papağanlıktan başka bir şey değil bu tarzı sert şeyler yönlendiririm kendime. Ama eğer Said'in bu yaptığı normal hatta bu kitaptaki kadar fazlaca yapması da normal diyecekseniz bir şey diyemem.
  • Politika Nedir?
    İşte budur :
    Çocuk babasına sorar: "Baba politika nedir?"
    Baba şöyle der: "Bak oğlum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben kapitalistim.
    Annen parayı yönetir, öyleyse o hükümettir.
    Deden paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat eder, öyleyse o
    da sendikadır.
    Hizmetçi kız ise isçi sınıfıdır.
    Bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın. Dolayısıyla sen de halksın ve altında bezi ile yatan küçük kardeşin ise gelecektir.
    Söyle bakalım anlayabildin mi?"
    Çocuk düşünür ve o gece babasının anlattıklarını düşüneceğini söyler.
    Gece yarısı cocuk uyanır. Çünkü küçük kardeşi altını pisletmiştir ve ağlamaktadır.
    Ne yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak odasına gider.
    Annesi yalnız ve derin bir şekilde uyumaktadır, öyle ki onu uyandıramaz.
    Hizmetçi kızın odasına gider. Bakar ki babası hizmetçi kızla yatmaktadir.
    Dedesi de pencereden gizlice onları izlemektedir.
    Hepsi öyle meşguldürler ki çocuğun orada olduğunu farketmezler bile. Çocuk hiç bir sey yapamadan yatağına geri döner.
    Ertesi sabah baba çocuğa kendince politikanın ne oldugunu anlatmasını
    ister.
    -"Evet" der çocuk, "kapitalizm" işçi sınıfını kötüye kullanıyor... Sendika bunu seyrediyor... Bu arada hükümet uyuyor... Halk ise dikkate alınmıyor... ve gelecek bokun içinde yatıyor!
    İşte politika budur..!