güzel olan bir şeyi haddinden fazla güzelleştirmeye uğraştığınız zaman güzelliği azalıyordu. insanlar için kullanılan "tatmin, yoksunluğu getirir" deyimi de tam olarak bu durum içindi.
hiçbir şeyi açık açık düşünmüyordum. pek tabii hiçbir şeye açık açık bakmıyordum. bilincimin sahnesinde kullandığım renklere göre yaşayan biri olmadığım için herhangi bir şeye de dönüşmemiştim.
avucuma çenemi yerleştirmiş halde düşündüm. benim kalbim de kaldığım oda gibi boşsa, bahar rüzgarı davetsiz bir misafir gibi çekinmeden gelecek ve gidecek miydi?
zaten keşiş dediğinin yüksek taş merdivenlerin üstünde yaşayıp derdi tasası olmadığından ağzı çok laf yapar, anlıyor musun? böyle küçüklerinin bile ağzı hünerlidir...