Anı ne kadar acı verici olursa olsun, hatırlamayı severdi. Hiçbir şey, hiçbir zaman, bilmemekten daha acı verici olamazdı; belki de unutmuş olmak hariç. Geçmiş, hiçbir zaman geri gelmeyecek olsa da zaman, kendi ritminde devam ediyordu.
Belki de hayal kırıklıkları, pişmanlıklar ve yenilgiler yığınının altında saklanmış olan, içinde taşıdığı bir parça insanlık ve babacanlık, yüzüstüne çıkmaya çalışıyordu.
Yapacak hiçbir şeyinin olmaması, harika değil miydi? Pişmanlık duymadan tembellik etmek ve kimseye itaat etmeden kurallara uymak, bazen en heyecanlı aktiviteden de daha lezzetliydi.