Ahmet

Geçmiş, mal sahibinin lüksüdür. Ben geçmişimi nerede saklayacağım? Geçmişinizi cebinizde taşıyamazsınız. Onu koyacak bir eviniz olmalı. Gövdemden başka şeyim yok benim. Yapayalnız bir adam, salt gövdesiyle anıları durdurup saklayamaz. Anılar üzerinden geçip gider onun. Ama yakınmamalıyım. Çünkü özgür olmaktan başka şey istememiştim.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yapayalnızım, ama bir kente yürüyen ordu gibiyim.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Edebiyat
Gizli boyutlardan yoksun oluşumu, varlığımın yalnız vücudum ve ondan kabarcıklar gibi yükselen sudan düşüncelerle sınırlı oluşunu, bugünkü gibi duyumsamamıştım hiç. Anılarımı şimdiden türetiyorum. Şimdinin içine fırlatılmış, orada bırakılmışım. Geçmişime yeniden dönmek istiyorum, ama tutsaklığımdan kurtulamıyorum.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Edebiyat
Anılarım, şeytanın kesesindeki paralara benziyor: Keseyi açınca içinde kurumuş yapraklardan başka şey bulamıyorsunuz. Geçmişi ne kadar yoklasam, imge kırıntılarından başka şey bulamıyorum orada. Onların neyi canlandırdıklarını iyice bilmiyorum. Birer anı mı yoksa kuruntu mu olduklarını da bilmiyorum.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Edebiyat
İnsanın kendi yüzünü anlayabilmesi belki de elinde değil. Belki tek başıma yaşadığım için böyle oluyor. Topluluk içinde yaşayanlar, kendilerini, arkadaşlarına nasıl görünüyorlarsa aynalarda tıpkı öyle görmeyi öğrenmişlerdir. Benim arkadaşım yok. Tenimin bunca çıplak olması acaba bu yüzden mi? Buna insansız... evet insansız doğa denebilir.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Edebiyat