Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. Insan olmaktan korkuyoruz. Insan yerine bir yığın kuklalar yaratıyoruz. Insana benzetirsek, onlara acımaktan korkuyoruz. Işin içine bir kere acıma girerse, ondan bir daha kurtulamamaktan korkuyoruz.
Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni.İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
Yaşarken, ne sıkıcı ve soluk insanlarla birlikte geçiriyoruz ömrümüzü. Hiç olmazsa öldükten sonra, aralarında bulunmaktan zevk alacağımız insanlarla yaşasaydık