Başı belaya giren kadınlar bekler, umar, bir otorite onlara yardım etsin isterler. Bunun da sinema ya da televizyonda izledikleri filmlerden kaynaklandığını düşünüyorum. Kahraman son anda yetişir, durumu kontrol altına alır, zor durumda olanları mutlak ölümden kurtarır ve diğer bütün ihtimaller ortadan kalkar. Sonra gözyaşları gelir, kucaklaşma ve bir sonraki filme geçmeden önce araya bir reklam kuşağı.
Gerçek hayat böyle değildi. Şimdi sayısını hatırlayamadığım kadar çok hayatın sonlandığını gördüm, hepsinin de gözlerinde o umut vardı, kapıya bakıyor, son anda yetişecek olan kahramanlarını bekliyorlardı. Ama gelmiyordu o kahraman. Çünkü gerçek hayatta insanın kendisinden başka kahramanı yoktur.
Dalların birbirine karışmaması için budanmaları gerek. Bu durumda biri hastalanır ya da düşerse diğeri hayatta kalmaya devam edebilir. Ama ağaçları budamak zordur. Eğer onlara sorarsak birbirlerine dolanmayı tercih ederler.