Jane Casey

Jane Casey

7.9/10
489 Kişi
·
1.212
Okunma
·
171
Beğeni
·
18.197
Gösterim
Adı:
Jane Casey
Unvan:
İrlandalı yazar
Doğum:
Dublin, İrlanda, 1977
Polisiye roman yazarıdır. 1977 yılında Dublin'de doğup Castleknock'ta büyümüştür. Oxford, JesusCollege'de İngilizce bölümünü okumuştur. İlk romanı The Missing, 2010 yılı şubat ayında yayımlanmıştır. Aynı yıl kasım ayında 5. Kurban (The Burning) okuyucularla buluşmuştur. Ardından 2011'de Acımasız (The Reckoning) ve 2013'te de The Last Girl kitapları yayımlanmıştır. Yazar Londra'da eşi ve oğluyla yaşamaktadır.
Ev içi şiddet kurbanlarının, başlarına gelenleri saklamaya çalışması oldukça yaygın görülen bir durumdur.
Görüntünü, konuşma şeklini, davranışlarını, her şeyini değiştirebilirsin- ama gerçekte ne olduğundan hiçbir zaman kaçamazsın.
Genelde polisiye kitaplar bir konuyu esas alır.Ama bu kitap, peş peşe meydana gelen polisiye olayları o kadar güzel ve gerçekçi bir şekilde harmanlamış ki! Polisiye seviyorsanız, kaçırmamalı ve kesinlikle okumalısınız.
Bir süredir kitaplığımda okunmayı bekleyen kitaplardan biriydi. Olumsuz incelemeler dikkatimi çekti ve okumaya karar verdim. Heyecan ve aksiyon dozu biraz düşük olmakla birlikte, kitaba haksızlık edildiğini düşünüyorum. Güzel bir kitap aslında. Konusuna gelince; Londra'da dört genç kadın belli aralıklarla vahşice öldürülüp, cesetleri yakılmış bir halde bulunur. Beşinci bir kurbanın bulunmasıyla olayların seyri bir anda değişir.
Meave Kerrigan üç kadının katilinin peşinde koştururken detaylar onu şaşırtıyordu. Vahşette sınır tanımayan katil kurbanlarının güvenini nasıl kazanıp onların evlerine kadar girebiliyordu?
Delileri derinlemesine inceleyen Godley, Meave'i bu zorlu göreve atamasının kararını verirken hata mı yapmıştı?
Meave' in ortağı Komiser Josh Derwent'in şüpheli olmasına hem şaşırmış hem de inanmamak için araştırmalarında tarafsızlığını korumakta zorluk yaşamaya başlanıştı....
Cinayetler ile Derwent' in nasıl bir bağlantısı vardı? Geçmişi onu tekrar şüpheli konumuna getirmesi tesadüf müydü?

Jane Casey okumaktan keyif aldığım bir yazar fakat bu kitap beni içine alamadı...
Sıkılmadım okurken ama çok fazla tasvir ve tekrar olduğunu söylemeden geçemeyeceğim...
Roman 1992 yılında Sarah adında ki küçük kızın abisi Charlie'nin "anneme yakında döneceğimi söyle"demesiyle başlıyor.Bu son cümlesinden sonra Charlie birdaha eve gelmez.Charlie'nin bulunamamasıyla aile birbirinden kopar ve Sarah bu yaşadığı olayı yıllar sonra öğretmenlik yaptığı sınıfta ki Jenny'nin kaybolmasıyla bağdaştırır. Jenny'nin nasıl kaybolduğunu öğrenmek isteyen Sarah evinin yakınındaki koruluğa gittiğinde Jenny'nin cesedini fark etmesiyle olaya tamamen dahil olur.Sarah bu davaya müdahil oldukça kendisiyle ilgili şüpheler de artar.Çünkü 16 yıl arayla cinayete kurban giden 2 kişiyi son gören odur. İnsanların gözünde şüpheliye dönüşen Sarah'ı takip eden yalnızca polis değildir.

Kitap Geçmiş - Günümüz diye sırayla ilerliyor.
Gerçeği söylemek gerekirse ilk başta pek beğenmemiştim fakat sonra olaylar ilerledikçe merak uyandırmaya başladı.
Suçluların savunmasını yapan ünlü kraliyet avukatlarından,Philip Kennford 'un eşi Vita ve ikizlerinden biri olan Laura evlerinde boğazları kesilmiş vaziyette bulunurlar. Philip 'de saldırıya uğramıştır.Başına aldığı darbe bilincinin kaybolmasına sebep olup kendine geldiğinde; karşılaştığı manzara karşısın da bile soğukkanlılığını korumaktadır.İkizlerden Lydia olayın şoku ile konuşmamaktadır,Dedektif Kerrigan olayı araştırdıkça aile hayatından kopuk bu insanları, neyin bir arada tuttuğunu anlamaya çalışmakta zorlanıyordu.Avukat Philip'in babalık vasfını taşımaması,sürekli başka kadınlar ile beraber olması,ikizler ile iletişimsizliği dedektifleri bile çileden çıkarmaya yetiyordu. Dedektif Kerrigan bu dava ile uğraşırken,çete hesaplaşmalarında ki cinayet davalarına da boy gösteriyordu.Erkek arkadaşı Rob ile yaşadığı sorunları halledemeden tacizcisi Chris Swain yine ortalara çıkıp tehditlerini savurmaya başlamıştı....
Maeve kerrıgan en sonunda terfi almış karşımıza çavuş dedektif olarak çıktı. Özlemişim gerçekten Maeve Kerrigan serisini ve Jane Casey yine yapmış en güzelinden bir eser daha. Umarım bir sonrakini yazmak için çok beklemez. Bu seride olaylar birbirinden bağımsız gerçekleşse de baş kahramanımızın özel hayatıyla ilgili ufakta olsa nüanslar veriliyor baş tarafını okumayanlar bu kısımları anlamayabilir. Bu yüzden önerim seriye en baştan başlamak. İçeriğine gelecek olursak ta spoi vermeden içerikten bahsedilmiyor. Ama yazarımız burda çok farklı bir cinayet örgüsüyle karşımıza çıkıyor ve sonunu kesinlikle tahmin edemediğim için de çok keyif aldım bittiğinde.
Tam da kitabın sonlarına doğru yaklaşmışken bir anda aranılan seri katilin bulunması! ee noldu şimdi kalan sayfalara? diye bir düşünce oluşturdu derken...dur daha dedektifimizin çok işi var der gibi devam ediyor. İlk kitabında da aynı tadı almıştım. Katil açığa çıktı herkes mutlu mesut evine hayatına devam edicek diye düşünüp de yanıldım çünkü kurgu yarım kalan diğer konularında sayfalarını kapatmak için üstünden geçiyordu.. Bir kadın olarak Kadın dedektifin kendini kurbanın ve ailesinin yaşadığı üzüntüyle empati kurarak olayları çözme akışı, sırların tek tek açığa çıkması, kendi annesiyle olan iletişim yoksunluğunun işlenmesi vs. kitabı okunur kılıyor. Mavea Kerrigen serisi için yeşil ışık yaktım..Şimdi gerisini merak ediyorum..
Aslında kitaba başladığımda sıradan bir seri katil romanı olacağını düşünüyordum ancak gitgide farklı bir hikayenin içinde buluyorsunuz kendinizi. Evet bir seri katil var ama sanki hikaye çok daha farklı şeyler anlatıyor. Sürükleyici ve çok olmasa da etkileyici olduğu söylenebilir. Ahmet ÜMİT’in Kırlangıç Çığlığı kitabını okuyanlar benzer bir son bulabilirler. Polisiye severler için okunması gereken güzel ve tavsiye edilir bi eser. Sağlıcakla...:)
4 gündür elimden düşmedi ve okumadığım zamanlarda bile sürekli aklıma düştü! Konusu, gerçekliğe olan yatkınlığı insanın görmesi gereken bazı gerçeklere karşı daha dikkatli olmaya teşvik ediyor..
J. Casey ilk yazdığı bu kitapta; çocuk pedofilinden, cinsel istismara, mükemmeliyetçilik ve saplantılı aşklardan dolayı işlenen cinayetleri akıcı bir kurgu etrafında şekillendirmiş.
Spoi vermek şimdilik benim işim değil! Arka kapak yazısını es geçiyorum..
Elimde 4 kitabı daha mevcut.. Belki onlara saklarım özet kısımları.. şimdilik sevgi ile kalın
Olumsuz eleştirileri okuyup bir de ben deneyeyim dediğim yazar ve kitap..

Gerilim gerçekten de düşük çıktı. Bunu bilerek okumaya başlamama rağmen yine de zorla bitirdim. Bunun da bir sınırı olmalı bence. Katili çok çok önceden tahmin edebildiğim gibi, anlatım da vasat kalmış.
(Buna bir örnek olarak bazı Agatha Christie kitaplarında sonucu tahmin etmeme rağmen kitap yine de sonuna kadar heyecanla okutuyor kendini. İşte anlatım kalitesinin kendini belli etmesi. Tabi koskoca Christie'yi bu yazarımızla kıyaslayacak değilim.)

Ayrıca, anlatıcı da değişiyor. Bakın bu güzel bir tarz, ama yapabilmekte önemli. Anlatıcıyı değiştiriyorsan okuru tamamen bir önceki moddan çıkarıp yeni anlatıcıya odaklaman gerekir. Bu da olmamış malesef.

Görüşlerin hep mi olumsuz diye soracak olursanız. Beğendiğim tek şey kapak resmi oldu sanırım.
Polisiyede üst sınıf yaşanacak bir kitap değil. Yeni başlayan için de fena bir kitap değil.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jane Casey
Unvan:
İrlandalı yazar
Doğum:
Dublin, İrlanda, 1977
Polisiye roman yazarıdır. 1977 yılında Dublin'de doğup Castleknock'ta büyümüştür. Oxford, JesusCollege'de İngilizce bölümünü okumuştur. İlk romanı The Missing, 2010 yılı şubat ayında yayımlanmıştır. Aynı yıl kasım ayında 5. Kurban (The Burning) okuyucularla buluşmuştur. Ardından 2011'de Acımasız (The Reckoning) ve 2013'te de The Last Girl kitapları yayımlanmıştır. Yazar Londra'da eşi ve oğluyla yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 171 okur beğendi.
  • 1.212 okur okudu.
  • 47 okur okuyor.
  • 782 okur okuyacak.
  • 22 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları