Jane Casey / Acımasız
Okuduğum kitaplarda bazı karakterleri çok sever ve tekrar tekrar okuyarak onlara bir türlü veda edemem. Maeve Kerrigan benim için bu karakterlerden biri.
Polisiyede genelde olayları ustalıkla çözen, başarılı ve kıdemli karakterler bize eşlik eder. Bu seride ise polisliğe yeni adım atan ve kusursuz olmayan bir karakterle yola çıkıyor, hem özel hayatı hem de çözmesi gereken davaları ile ona eşlik ediyoruz. Kadın olduğu için meslektaşları tarafından küçümsenmesini ilk kitapta olduğu gibi bu kitapta da görüyoruz.
Kerrigon’ın en büyük özelliği; empati duygusunu yitirmemiş olması ve herkes büyük resme bakarken, göremedikleri küçük ama önemli detaylar ile davalara farklı bir bakış açısı getirebilmesi. Bir taraftan yeni olması ve hiçbir polisin pedofili davalarına bakmak istememesi, diğer taraftan da başkomiserin ona olan güveniyle bu dava ona kalmıştı. Hem de hiç anlaşamadığı ve onu sürekli küçümseyen bir müfettiş ile birlikte çalışacaktı.
Bir, iki derken kısa zaman içinde üç ölüm olmuştu. Ortak yanları ise zamanında pedofili suçuyla hüküm almış olmalarıydı. Bu üç ismi araştırdıkları sırada, zamanında polisten hatta ülkeden kaçan bir adamın on üç yaşındaki kızının kaybolduğunu öğreniyorlar. Geçmişte yaşananlar, bulunan cesetler ve araştırdıkça ortaya çıkan başka kayıplar. Hepsi birden kördüğüm olmuştu. Ölümlerin vahşeti mide bulandırıyor, dava farklı bir derinliğe gömülüyordu.
Dünyadan bir pislik daha silindi diye düşünenlerin aksine Kerrigan, suçları ne olursa olsun adalet istiyordu. Matruşka bebekleri gibi her olayın çözümüne vardıkça başka bir olayla karşılaştılar. Aslında dallarını tuttukları ağacın köküne ulaşmaya çalışıyorlardı. Her şeyi çözmeleri Kerrigan’ın tehlikede olduğunu anlamalarıyla aynı anda oldu.
En ince detaylara kadar