Hayatta sadece kendin için yaşamalı ve başkalarının söylediklerine sadece gülüp geçmelisin. Geçmişe dönüp keşke dediğinde ve üzüldüğünde yanında senden başka kimse olmayacak...
"Demek ölümden sonra da bir şeyler varmış,” demişti kendi kendine. Bu, tüm hayatı boyunca onu en çok korkutan şeydi. Zira yaptığı her şey ölümden sonra koca bir hiçlik bulunduğu düşüncesi üzerine bina edilmişti.
“Sonra… Kendini Allah’a teslim et. Cennet kapıları açılacak sana. O andan itibaren bu hakkı senden kimse alamayacak. Halıların üzerine yumuşacık yastıklar yerleştirildi bile. Meryem diğer hizmetkarlarınla birlikte seni bekliyor. Şehit olduğun anda doğrudan onun kollarının arasına uçacaksın. Anlıyor musun beni?
''ibret aldın sanıyorsun değil mi şimdi sana anlattıklarımdan? İçinden geçen sesleri düşünüyorsun değil mi? "Hangi ses nefsimin, hangisi vicdanımın" diye sualler ediyorsun. Hüdai'yi düşünüyorsun Üftade'yi, bu satırları yazan katibi belki de. Ama en çok beni düşünüyorsun şimdi. İçinden geçirdiklerimi, sana söylediklerimi, hata ettirdiklerimi, günaha götürdüklerimi düşünüyorsun. Pişman olup da ettiğin tövbeler geliyor aklına. Sonradan döndüğün tövbeler. Hepsini biliyorum"