Hayatında kendini boşlukta hissettiğin zaman kendini üzüntü, keder ve kaygıya hazırla. Çünkü bu boşluk, seni hayat merdiveninin geçmiş, gelecek ve bugünkü dosyalarına doğru çeker, bu da seni şaşırmış bir hale getirir. Sana tavsiyem, bu kahredici gevşekliğe karşılık verimli bir meşguliyet bulmandır. Çünkü boş kalmak, gizli bir cinayettir ve sakinleştirici haplarla intihar etmek demektir.
Aiz el-Karnî
Birini değil verdiği hissi sevmek, birini değil dönüştüğümüz kişiyi sevmek, birini değil bize kattıklarını sevmek, birini değil onunla yarattığımız "biz"i sevmek, Yalnızca birini değil; bunların hepsini eş zamanlı yaşatan ve yaşattığımız kişiyi seçmek… Bereketli ilişki bu. İnsan bazen birine bulanır. O'na karışır. Onunla hemhâl olur. Ve o yeni hâli öylesine güzel olur ki; asıl halini aşar. Aşkınlaşır. En aşkın hâline erişir böylece. Hiçbir insan, maşuk formu kadar eşsizleşemez bu yüzden. "Mecnun'un Leyla"sı, Leyla'dan güzeldir çünkü.
Lacivert Dergi'den.
“samimi sevgilere olan susuzluğumuzla kavrulup gidiyoruz şu sıralar. fedakârlık ve vefakârlığın ortada kalmadığı mâlum bir devrandayız. sadece menfaat üzerine kurulu sevgilerin kırıntılarıyla gidermeye çalışıyoruz açlığımızı. gidermeye çalışıyoruz ama gitmiyor, biliyoruz. sebeplere bağlı olan muhabbetlerin neticesi hep hüsran oluyor. seviyorum diyen iddia ediyor ama ispatı hakikat bulmuyor. hakiki sevgi ikilik kabul etmiyor. benim benden, senin senden geçip biz yoluna varmamız gerekiyor.
olmuyor, çoğumuz günübirlik sevdalarda savruluyoruz.
‘eğer şöyle olursa severim, çünkü böyle olduğu için seviyorum’ diyoruz. nefsimize dokunulduğu anda tüm iddialardan vazgeçiyoruz. ve "her şeye rağmenli sevgi"den habersiz yaşıyoruz. leyla’yı tam sevemeyince, mevlâ'ya olan sevgide de tökezliyoruz.
//hasret kaldık ruhlarımızın lisanından konuşan, sussak da sohbetin tadı damakta kalan, anlatmasak da anlayan hâldaşlara, yoldaşlara, sırdaşlara. gönlünden tutup hakk'a koşa koşa, coşa coşa varacağımız yârenler nasip olsun.”
alıntı|