"Bay Doğru" ve "Bayan Doğru"nun gerçekten de vâr olduğu faraziyesinden hareketle, sandalye kapma oyunu gibi, onu bulana kadar muhtemel eşleşmeleri sosyal mecralarda yahut çevrimiçi sitelerde deneyimlemek ne derece isabetlidir?
Eğlenceli sanal dünya ve yüzlerce arkadaş sadece bir dokunuş ötedeyken, fiziksel olarak orada bulunsalar bile aileye de akraba muhabbetlerine katılmıyor artık gençler. Bir köşeye çekiliyorlar ama yalnız kalmak ya da hayal kurmak için değil. Ellerindeki akıllı telefonlar ile sanal âleme bir ses vermek için yapıyorlar bunu.
Bu sahnedeki hazin taraf gençlerin aileleriyle iletişime uzun bir es vermesi olsaydı bunu bir şekilde telafi etmek mümkün olabilirdi. Ancak sanal âlemle takas edilen, yeri doldurulamayacak o şey, çocuğun içsel yalnızlığıdır.
Yalnızlığına gerçekten sahip olmuş çocuk mutludur; mutsuzluğu absorbe eden bir tür bağışıklık geliştirir.
Tefekküre dalmanın, muhayyilenin tohumları bu dönemde düşer ruha. Mevsim döndükten sonra telafi imkânsızdır.
Bu tenhalıkta çocuk kendi patikasını aşındırıp nasıl biri olacağına karar vermez sadece, dünyasının da nasıl bir yer olduğuna karar verir. Dünya, daha sonra nadiren değişir. Çocuklar, işte böylelikle bir dünya kurma yetkisini yitirmekteler.
Kişiler fiziksel olarak bulundukları ortamla değil, kendi sanal âlemleri ile etkileşim içindeler. Sanal âleme harcanan vakit ve ilgi çoğu kez etrafta hazır bulunan gerçek kişilere gösterilmiyor.