Zinaida’dan kaçamıyordum… Onun yanında ateş gibi yanıyordum… ama içinde yandığım, eridiğim ateşin ne olduğunu bilsem ne olacaktı, erimenin, yanmanın hoşluğu yetiyordu bana. Kendimi izlenimlerime vermiştim büsbütün, kendi kendimi aldatıyor, anılara sırtımı dönüyor, ileride olacağını hissettiğim her şeye gözlerimi kapatıyordum… bu hüzün elbette çok uzun sürmezdi… Gök gürültüsü gibi bir darbe birden her şeye son verdi ve beni başka bir yere savurdu