Bu eser, okuduğum ilk Dan Brown kitabı ve açıkçası yazarın harika bir iş çıkardığını söylemeden edemeyeceğim. Hikaye, Robert Langdon’un hafızasını kaybetmiş bir şekilde Floransa’da uyanmasıyla başlıyor ve onu bir salgın tehdidiyle yüz yüze bırakıyor. Bu salgını durdurabilmek için Langdon, dostlarıyla birlikte tarihi mekânlarda iz süren soluksuz bir maceraya atılıyor. Tüm hikaye boyunca Langdon’ın sürekli bir şeyleri çözmeye çalıştığı ve beklenmedik olaylarla karşılaştığı anlar, hikayeye büyük bir heyecan katıyor. Özellikle son bölümlerin Türkiye’de geçiyor olması benim için ayrı bir keyif ve merak kaynağı oldu.
Hikaye baştan sona aksiyon ve maceralar ile dolu. Floransa, Venedik ve İstanbul gibi şehirlerin detaylı tasvirleri o kadar gerçekçi ki, kitabı okurken sanki o sokaklarda dolaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Dan Brown, kısa bölümler ve bolca ters köşe ile okuru sürekli tetikte tutmayı başarıyor. Yine de kitabın bu kadar fazla bölümlere ayrılmış olması benim açımdan nötr bir durum. Sonuç olarak, Cehennem hem sürükleyici bir macera hem de kültürel bir keşif. Tarih, sanat ve aksiyonu bir arada seven herkese kesinlikle tavsiye ederim.
CehennemDan Brown · Altın Kitaplar · 201329,7bin okunma
“Cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır. Langdon bu sözlerin ne anlama geldiğini şimdi çok iyi anlıyordu: Tehlikeli zamanlarda harekete geçmemekten daha büyük bir günah yoktur.”
“Öğrencilerine, ‘Hristiyanlıkta da, İslamiyette de mantık, merkezcildir.’ demişti. ‘Bu, her ikisinin de söze odaklandığı anlamına gelir. Hristiyanlık geleneğinde söz Yuhanna İncili’nde beden bürünür, ‘Ve söz beden oldu aramızda yaşadı.’ Bu yüzden sözü insan bedeninde resmetmek onaylanır. İslam geleneğinde söz bedene bürünemez, bu yüzden sözün kelime… çoğunlukla da İslam dinindeki kutsal isimlerin yazıldığı hat sanatı şeklinde kalması gerekir.’
Langdon’ın öğrencilerinden biri karmaşık tarihi, tam yerine oturan marjinal bir sözle özetlemişti. ‘Hristiyanlar yüzleri, Müslümanlar sözleri sever.”