Tutku zihinde başka bir algı yaratır ve tutkulu insanlar dışarıdaki olaylardan; eski veya yeniden tamamıyla arınmış olurlar. Gördüklerini de tutkulu oldukları algı içinde görürler. Bu zihnin genel çalışma şeklidir. Yaşamdaki, işteki ve ilişkilerdeki başarı da buradan var olur. Buna “perceptual realm” algı içinde yaratılan zihinsel alan denir. Ve her şey -bilinen ve bilinmeyen- bu tutkulu alan içinde var olur. O zaman tüm düşler, bu alanda var olur! Başka bir oluşum olmaz. Çünkü bu alan içinde “ikilik” yoktur. İkilik olduğunda alan bölünmesi oluşur. Bu da yaşamda başarısızlık yani o alandaki başarısızlığı var eder. Bir alanda kopma oluştuysa birçok alanda da kopmalar başlar! Kendine lider olmak bunun farkında olmaktır.
Savaş, çünkü savaşman şart, çünkü bir mücadeleyle karşı karşıyasın.
Savaş, çünkü kainatla ahenk içindesin; gezegenlerle, patlayan güneşlerle ve küçülüp ebediyen sönen yıldızlarla…
Savaş, yazgını yerine getirmek için; kazancı ve kaybı, stratejiyi ve zaiyatı, yenilgiyi ve galibiyeti hiç düşünmeden.
Amacın kendini değil, Yüce Sevgi’yi ödüllendirmek olsun, sana Kozmos’la kısa bir irtibattan öteye bir şey sunmayan ve bunun karşılığında mutlak bir sadakat bekleyen - sorgu sual istemeyen, yalnızca sevmek için sevmeni arzu eden Yüce Sevgi’yi…
Duyduğun sevgi hiç kimseye borcu olmayan bir sevgi olsun, hiç bir mecburiyeti bulunmayan, sırf var olduğu ve kendini gösterebildiği için mutluluk duyan…