Eskiden eve ebeler gelir, orada doğum olurdu. Bugün hastanelerde doğuyoruz. Eskiden ölüm döşekleri evlerde kurulur, insanlar evlerinde herkesin gözü önünde ölürdü. Yas uzun bir zaman sürer, insanlar şehir içindeki mezarlıklara gömülürdü. Mezarlıklar sık sık ziyaret edilirdi. Bugün ölümler hastanelerin beyaz odalarına, morgların gri çekmecelerine ve şehrin çok dışındaki steril mezarlıklara sürgün edilmiştir. Yaşlanma da bundan nasibini aldı. Kırışıklıkları örtmek için birbirimizle yarışıyor, genç kalmayı övüyor, yaşlıları huzurevlerine gönderiyoruz. Fransız filozof Jean Baudrillard’ın deyimiyle modern toplumun ayırt edici özelliği, ölümün hayatın bir parçası olmaktan çıkıp, saklanması gereken bir ‘arıza’, bir ‘skandal’ haline gelmesidir. Ölüm artık varoluşun bir evresi değil, sistemin başarısızlığıdır.
Prof Enis Doko