O andan sonra, artık ne çok korkmuş ne de çok sefil bir hâldeydim. Çünkü dehşet ve ümitsizlik sınırını geçmiştim. Artık hayatımın fiilen sona ermiş olduğunu hissetmeye başlamıştım ve bu inanç da beni her şeye cesaret edebileceğim bir noktaya taşımıştı.
Yoluma devam ettim. Dünyanın rengi attı. Ağaçların tepeleri masmavi, aydınlık gökyüzünün altında mürekkep gibi kapkara siluetler halinde yükseliyor, onların altında kalan her şey de tek bir şekilsiz karanlık içinde eriyip kayboluyordu.