Mucize gerçekçide hiçbir kaygı uyandırmaz. Gerçekçide iman uyandıran mucize değildir. Gerçekçi, zındıklık yolunu tutmuşsa, bir mucize görse bile kendinde buna inanmamasını sağlayacak güç ve yeteneği bulur. Mucize yatsınamaz durumda bile olsa boyun eğmez; duygularına sırt çevirir. Kabule yanaştığında ise bunu mucize saymaz, şimdiye kadar bilmediği bir olay olarak görür.
Gerçekçinin imanı mucizeden doğmaz: iman, mucizeleri doğurur. Böyle kimse bir kere iman edince artık kendi gerçekliğinin zorunluluğunu olarak mucize olanağını da kabul etmek zorundadır.
Havari Thomas, görmeden inanmayacağını söylemiş, gördükten sonra,"Rabbimsin, Tanrımsın!"demişti. İnanmasının nedeni mucize miydi? Herhalde değil; inanmak istediği için inanmıştı. Hatta belki,"görmeden inanmayacağım,"dediği zaman bile varlığının en saklı köşesinde tümüyle iman etmişti.
Bakara Suresi
6. İnkara şartlanmış olanlara gelince: onları uyarsan da uyarmasan da onlar açısından fark etmez; onlar iman etmezler.
18. Onlar sağırdırlar; dilsizdirler, kördürler; Bu yüzden de hakka dönmezler.
55. Hani siz Musa'ya,"Ey Musa! Biz Allah'ı apaçık şekilde görmedikçe sana asla inanmayız."demiştiniz de, bu yüzden sizi-bakınıp dururken-bir yıldırım çarpı vermişti.
56. Sonra da, belki şükrederseniz diye, ölümünüzün ardından sizi geri dirilttik. (Yahut,"Yıldırım çarpmasının yol açtığı bir baygınlık halinden kurtararak tekrar ayılttık")
57. Ve çölde sizi bulutlarla gölgelendirdik. Size tatlı yiyecekler ve bıldırcın eti bahşettik."Allah'ın size rızk olarak verdiği şeylerden yiyin!"dedik. Doğrusu onlar bu nimetleri görmezden gelmekle bize zulmetmediler; sadece kendi kendilerine zulmediyorlar.
~bütün bunlar, onların, Allah'ın mesajını inkar etmekteki ısrarları ve hakikati kabule yanaşmamalarıdır.
Evet gerçekten de mucizeler ,imanı