"Bize göre din bir temel değil, aksine sadece dünyevi sınırlılığın (Beschrenkheit) bir olgusudur. Bu nedenle biz özgür vatandaşın dini saplantılarını, önyargılarını (Befangenhait) onların dünyevi saplantılarından geldiğiyle açıklıyoruz. Biz insanların dünyevi sınırlılığını yok etmek için onların dini kalıplarını (Schranken) yok etmeyi savunmuyoruz. Biz insanların dünyevi sınırlılıklarının ortadan kaldırılmasıyla dini önyargıların da ortadan kalkacağını savunuyoruz. Biz, insanların dünyevi sorunlarını teolojik soruna çevirmiyoruz. Teolojik sorunlarını dünyevi sorunlar olarak görüyoruz. Tarihin yeterince uzun süre batıl itikatlarla (Aberglaben) yorumlanmasından sonra, biz batıl itikatları tarihle yorumluyoruz." (Marx, MEW 1, 1964. 352).
Onayı durduruyorum dediğimizde, öne sürülen iddia benim için ne ikna edecek ne de etmeyecek cinsten demiş oluruz, başka deyişle, bize gösterilen şeylerin ikna etme ya da etmeme konusunda eşit olduğunu dile getirmeye çalışırız.
Bizi en çok zorlayan kişiler bizim en büyük öğretmenlerimizdir. Bunu fark etmeden ve kabul etmeden kişinin tam anlamıyla özgür olması mümkün değildir.
Çünkü hep o kişiye öfke duyar, mutsuzluğunun sebebi olarak hep o kişiyi ya da benzerlerini görür; bu durumda da öfkesini daha sonra başkalarına taşıması da kaçınılmaz bir hal alır.