Ruhundaki şulelerle, şefkatlerle bana bak, sevgilim. Hayır, ben pişman olmadım, sevgilim. Senin aşkın için bunları, daha neleri çekeceğim. Fakat öyle bakma. Sevgili gözlerindeki güneşler ne oldu ?
Din artık, ey rüzgâr. Estiğin yer, boş bir harabe; yıkılan güzel mabetlerin küllerini bile savurdun; kuruyan verimli menbalarının yerlerini bile kaldırdın; soğuyan, parçalanan yıldızlarının eczasını bile dağıttın. Issız, nihayetsiz ve boş bir harabede uluma artık!
Kızın çok fena oldu, babacığım: Ruhunun atıldığı siyah uçurum o kadar derin ki duaların oraya inemeyecek. Yalnız, yalnız bu siyah ve kirli ruhumda sizi seven noktalar var, münevver noktalar!