geldiğimde tek tanrılı dinlerde yer yoktu
suratımı astım kırk vakt’e bakıp sana inandım
her duası feciyle biten bir ibadet çeşidi buldum
kırk yıl günde beş öğün yutkunmak
sefadan uzadı saç
cefadan uzadı tırnak...
giderdin,
dedim gittin ve gittiğin kırk gece sana uyudum
aklım ödünç
ellerim yanlış
dedim benim seninle kırk kere fotoğrafım var
senin bundan kırk kere haberin yok
dedim ve uyandım!
başkasının sesiyle devam ettim dünyaya...
Hayali bir kurbana sahte tekbir getirip
Şaha zekat vermekti servetini bitirip
Atlas okyanusunda mavi boncuk yitirip
Renk körü bir talihle bulmaya benziyordu
Velhasıl seni sevmek en bilinmez oyunu
Kurala uydurmaktı süresini boyunu
Ömür boyu arayıp ölümsüzlük suyunu
Bulduğu gün sevinçten ölmeye benziyordu...