“ 'Olmak' ya da 'olmamak' tüm mesel bu! “ William Shakespeare
Tüm var oluş bir oluşa bağlandı; Tanrı'ya.
Tanrı'nın;
Varolması veya olmaması arasındaki fark ne?
Halihazırda bir varoluş mevcut. Bu da kendiyle beraber başka bir varoluşu doğuruyor. Yani Tanrı kavramını.
Neden her şey tesadüf değil veya Stephen Hawking in görüşü gibi: "Çukur kasarsanız ve o çukuru, o çukurdan çıkardığınız toprakla doldurursanız çukur falan kalmaz geriye." değil.
Sanırım Hawking ironi yapmış çünkü çukuru kazmak için bile sız, siz kişi zamirini kullanmış..!
Ve sizce her şeyin bir tesadüf olmasına inanmak mı daha bilimsel yoksa Tanrı'ya bağlamak mı? İkisi de eşit derecede bilinemez.
Tanrı yasaları bile biz insanlar dünyada kolayca yaşayalım diye yarattı bence. Peki öyleyse Tanrının kısa bir süre için bize verdiklerini Tanrı' nın varoluşuna ayrıkırı olsun diye kullanmak da saçma değil mi?
Tanrı var olmak ve olmamak gibi iki seçeneğe sahipti ve varolmayı seçti. Bizleri de varkılmak veya yokkılmak arasındaki seçimden varkılmayı seçti. Bu soruların bir önemi yok sanırım. Çünkü varız ve burdayız. 'Ben varolduğuma inanmıyorum!' diyenler de varoluşunu reddetmek için bile varolmaya ihtiyaç duyuyorlar. Biz de onlara, 'bize ne varolmadığını söylüyorsun. Biz de seni vardeğilmişsin gibi dinlemiyoruz.' dersek acaba ne kadar tersköşe olurlar... Ben her ikisininde eşit derecede bilinememezliğini savunuyorum. Ama bana göre Tanrı'nın varoluşu daha ağır basıyor. Çünkü iki seçeneğimiz var; Tanrı' nın varlığına inanıp önün emirlerine göre yaşamak ve Tanrı'yı yol sayıp yokolacağımıza inanmak. Bense işimi güvenceye alıyorum. Yok olduğumda pişman olmayacam. Öyleyse Tanrı yasasına göre yaşıyım da öldüğümde eğer bir cennet ve cehennem varsa yanmıyım boş yere. Yokoluşun bu saçmalığı bile ölümden sonraki varoluşu destekler