15 Ağustos 1947 yılında Hindistan bağımsızlığını kazandı.
Özgürlüğe doğru çetin yol 1930’da, Mahatma Gandhi sıska
ve neredeyse çıplak bir halde Hint Okyanusu’nun bir plajına
geldiğinde başlamıştı.
Bu tuz yürüyüşüydü. Yürüyüş başladığında çok az
kişiydiler, ama varış noktasına büyük bir kalabalık olarak
ulaştılar. Ve her biri, bir avuç tuz alıp ağzına götürerek,
Hintlilerin kendi ülkelerinin tuzunu tüketmesini yasaklayan
Britanya yasasını ihlal etti.
21 Haziran 2001 yılında, Treviso ve Cenova takımları arasındaki
futbol maçı sürpriz bir olaya sahne oldu.
Treviso’nun Nijerya kökenli Afrikalı oyuncusu Akeem
Omoladé’ye yönelik olarak İtalyan tribünlerinden hiç
kesilmeyen ıslıklar, alaycı seslenişler ve ırkçı tezahüratlar
yükseliyordu.
Ama ikinci yanda ortalığı sessizlik kapladı, zira Trevisolu
diğer on oyuncu sahaya yüzlerini siyaha boyayarak çıktılar.
1504 yılında Mikelanj şaheserinin açılışını yaptı: David
heykeli Floransa şehrinin en önemli meydanına dikildi.
Tamamen çırılçıplak bu dev heykel küfürler ve taşlarla
karşılandı.
Mikelanj ahlaksızlığı bakırdan yontulmuş bir asma
yaprağıyla örtmek zorunda kaldı.
Tersine dünya
2003 yılının 20 Mart günü, Irak uçakları Birleşik Devletler’i
bombaladı.
Bombaların ardından, Irak birlikleri Kuzey Amerika
ülkesinin topraklarını işgal etti.
Ülke büyük bir yıkım yaşadı. Çoğunluğunu kadın ve
çocukların oluşturduğu çok sayıda Birleşik Devletler
vatandaşı sivil öldü ya da sakat kaldı. Tam sayı bilinmiyor,
çünkü âdet olduğu üzere sadece işgalci kuvvetlerin verdiği
kayıpların çetelesi tutulur ve işgal altındaki halkın kayıplarını
saymak yasaklanır.
Savaş kaçınılmazdı. Irak’ın ve tüm insanlığın güvenliği,
Birleşik Devletlerini cephaneliklerinde duran kitle imha
silahları yüzünden tehdit altındaydı.
Buna karşılık, Irak’ın esas niyetinin Alaska petrolünü ele
geçirmek olduğu yönündeki söylentilerin hiçbir temeli yoktu.