kadir

kadir
@protosanat
Arjantin’in Patagonya bölgesindeki arazilerde çalışan tarım işçileri çok düşük ücretler ve çok uzun çalışma saatleri yüzünden greve gidince, ordu düzeni yeniden sağlamak üzere devreye girdi. Kurşuna dizmek insanı yorar. 17 Şubat 1922 yılında, onca insanı öldürmekten bitkin düşen askerler hak ettikleri ödülü almak için San Julián Limanı’ndaki geneleve gittiler. Ama orada çalışan beş kadın kapıyı suratlarına kapadı ve onları katiller, katiller, defolun gidin buradan, diye bağırarak kovdu... Osvaldo Bayer o kadınların isimlerini sakladı. Onların isimleri; Consuelo Garda, Ángela Fortunato, Amalia Rodriguez, Maria Juliache ve Maid Foster’di. Fahişeler. Saygıdeğer kadınlar.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Düşmanların çocukları, beş yüzden fazla çok küçük yaştaki çocuğu çalan Arjantin askeri diktatörlüğünün savaş ganimetini teşkil etti. Ama Avustralya demokrasisi çok daha fazla çocuğu, çok daha uzun bir süre boyunca kanunların izni ve halkının alkışları eşliğinde çaldı. 2008 yılında, Avustralya Başbakanı Kevin Rudd, bir asırdan daha uzun bir süre boyunca çocukları ellerinden zorla alınmış olan yerlilerden özür diledi. Devlet kurumları ve Hıristiyan kilisesi, onları yoksulluktan ve suça bulaşma riskinden korumak ve medenileştirip vahşi alışkanlıklarından arındırmak için, yerlilerin çocuklarını kaçırıp beyaz ailelere dağıtmışlardı. Siyahları beyazlaştırmak için, diyorlardı.
2008 yılında, Miguel López Rocha, Meksika’nın Guadalajara şehrinin kenar mahallelerinden birinde dolaşırken ayağı kaydı ve Santiago Nehri’ne düştü. Miguel sekiz yaşındaydı. Boğularak ölmedi. Zehirlenerek öldü. Aventis, Bayer, Nestle, IBM, DuPont, Xerox, United Plastics, Celanese ve diğer firmaların kendi ülkelerinde yapamadıkları şekilde nehrin sularına boşalttıkları arsenik, hidrosülfürik asit, ava, krom, kurşun ve furan öldürdü onu.
Sichuan bölgesinin başkenti Chengdu’daki tren istasyonunun ondülin çatısı altında yüzlerce Çinli genç kadın gülümseyerek poz veriyor. Hepsinin üzerinde birbirinin aynı yeni önlükler var. Hepsi daha yeni yıkanmış, taranmış ve ütülü kıyafetler giymiş. Hepsi daha yeni doğum yapmış. Onları Pekin’e götürecek treni bekliyorlar. Pekin’de hepsi başkalarının bebeklerini emzirecekler. Bu süt ineklerine iyi ücret ödeyecek ve onları iyi besleyecekler. Aynı anda, Pekin’den çok uzaklarda, Sichuan’ın köylerinde onların kendi bebekleri süt tozuyla hazırlanmış mamalarla beslenecekler. Hepsi bunu onlar için yaptıklarını söylüyorlar; onların iyi bir eğitim alması için gereken parayı biriktirmek için.
1980’de Brezilya’nın Sorocaba şehri alışılmadık bir halk gösterisine sahne oldu. Askeri diktatörlük döneminin tam ortasında, bir mahkeme karan kamu ahlakına zarar veren öpücükleri yasaklamıştı. Söz konusu öpücükleri hapisle cezalandıran Yargıç Manuel Morallles’in kararı onları şöyle betimliyordu: Boyuna, cinsel bölgeye vs. kondurulanlar ya da ıslak dudakların iflah olmaz bir biçimde giderek artan bir seks arzusuyla birleştiği sinematografik öpücük gibi şehvetli ve bu yüzden de müstehcen sınıfına giren öpücükler vardır. Şehir buna büyük bir öpüşme alanına dönüşerek yanıt verdi. O güne kadar hiçbiri o kadar öpüşmemişti. Yasaklama arzuları katladı ve birçoğu sırf meraktan o iflah olmaz öpücüğün zevkini tatmak istedi.