s

Son zamanlarda bir şeyi çok düşünmeye başladım. "Birini sevebilme yetisi." Sanki öyle ki Allah bana kimseyi sevdirmiyormuş gibi, sevmeme izin vermiyormuş gibi. Öyle bir boşluk hissi yani. Bu durumdan öğrenmem gereken bir şey mi var yoksa gerçekten hazır mı değilim, anlayamıyorum. Belki de mesele karşıma doğru insanın çıkmaması değildir. Belki mesele, sevgiyi hep birine yöneltilecek bir duygu sanmamdır. Çünkü insan bazen başkasını sevemediğini düşünürken aslında kendi içinde ulaşamadığı bir yere takılı kalıyor olabilir. Kimileri birini görünce kalbinin hızlandığını anlatıyor. Ben ise daha çok sessizliği hissediyorum. Ne büyük bir özlem ne de büyük bir heyecan. Sadece bekleyen bir boşluk. Ve insan bir süre sonra şu soruyu sormaya başlıyor: Bir gün gerçekten sever miyim, yoksa bazı duygular bazı insanlara hiç uğramaz mı? Belki de cevabı aramaktan çok, zamanı geldiğinde anlayacağım bir şeydir bu. Ama yine de bazen içimden, "Birini bütün kalbimle sevebildiğim gün nasıl biri olacağım?" diye geçiyor. Bazen bunun bir eksiklik mi yoksa bir korunma biçimi mi olduğunu düşünüyorum. Çünkü insanın kalbi de beden gibi; her şeye hazır olmuyor. Belki de henüz taşıyamayacağı bir duyguyla karşılaşmaması için bekletiliyordur. Ama beklemek de yoruyor. Özellikle etrafında insanların birbirlerine bağlandığını gördükçe. Onların yaşadığı şeyi izliyorum ama hissedemiyorum. Sanki herkes aynı dili konuşuyor da ben sadece kelimelerini ezberlemişim gibi. Sevgiye inanmıyor değilim. Hatta belki tam tersine, ona fazla inanıyorum. Bu yüzden yarım hislerle yola çıkamıyorum. İçimde bir yer, gerçekten gelmesini bekliyor. Bu bekleyişin adı seçicilik mi, korku mu, hazır olmayış mı bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bir gün gerçekten seversem bunun eksik ya da zoraki olmayacağı. Çünkü bu kadar uzun süren
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
ruhun gerçekten karanlıklar içine düştüğü gecede saat daima sabahın üçüdür. - Gianrico Carofiglio
1000Kitap
bize de nasip olur mu
düşünmeden uyuyabilmek.. ne büyük nimetsin.
1000Kitap
Ölünce etrafımdaki herkesin yükü hafifleyecekmiş gibi hissediyorum bazen. Sanki gittiğim gün bazı kapılar daha rahat açılacak, bazı nefesler daha kolay alınacak. Varlığımın eksikliği değil de yokluğumun getireceği sessizlik fark edilecekmiş gibi. Bu dünyaya gelirken omuzlarıma bu kadar ağırlık yükleneceğini bilmiyordum. İnsanların bıraktığı izleri, tutulmayan sözleri, içimde çürümeye terk edilmiş umutları yıllarca sırtımda taşıyacağımı da. Nereden bilebilirdim ki? Zaman geçtikçe anladım; bazı yaralar iyileşmiyor, sadece insan onlarla yaşamayı öğreniyor. Bazı geceler geçmiyor, sadece sabah oluyor. Bazı insanlar gitmiyor, yalnızca yoklukları kalıyor. Bazen kendimi, yanlış yerde unutulmuş bir eşya gibi hissediyorum. Kimsenin aramadığı, kimsenin eksikliğini fark etmediği bir şey. Kalabalıkların içinde giderek silinen bir gölge gibi. Varlığıyla bir şey değiştiremeyen, yokluğuyla da dünyayı durduramayacak biri gibi. Belki de insanı en çok acıtan şey ölmek değildir. Yaşarken yavaş yavaş hayattan eksilmek, kendi içinden sessizce kaybolmaktır.
1000Kitap