xx.

xx.
seni ilaç sanmak, beni hasta etti…
kusur sökük gibidir. göreni de olur, öreni de.
pseudo!
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
senin varlığın bir lüks, kaybın ise tarifsiz bir acı.
pseudo!
ne zor seni sevmek… adını içimde büyütüp dudaklarıma sürgün etmek. ne zor dokunamamak; ellerim cebimde, yüreğim yangın yeri. sen bilmezsin, ben seni kalabalıkların ortasında bile sessiz sevdim; bir vapur kalkarken ardından bakar gibi, gitmeye mecbur olduğunu bile bile. beklemeyi senden öğrendim, bir akşamüstü güneşinin denize ağır ağır düşüşü gibi, acele etmeden, isyan etmeden. uzaktan sevmeyi de senden öğrendim; bir şehre âşık olup içinde yaşayamamak gibi. sen başka bir hikâyenin cümlesiydin belki, ben o kitabın kenarına düşülmüş isimsiz bir not. ama bil ki, en çok kenar notları yakar insanın içini. dokunamadım sana, ama geceler boyu omzuna baş koymuş gibi sustum. sesini duymadığım günlerde bile adını içimden fısıldadım; sanki rüzgâr sana ulaştırırmış gibi. ne zor seni sevmek… bir tren garında el sallayıp hiç binemeyeceğini bilmek gibi. ama ben şikâyetçi değilim. çünkü bazı sevdalar kavuşmak için değil, adam olmak içindir.
pseudo!
bir kırık ayna gibiyim bazen. tamamlanmamış değil ama eskisi gibi tek parça da değil. belki bir vedadan, belki bir gecede büyümek zorunda kalışımdan. sessizliğim ondan. gürültü yapacak hâlim yok; içimde zaten yeterince fırtına var. stres dediğim şey, göğsümde sıkışan bir misafir gibi. gitmiyor ama kalıcı da değil. aldığım her nefes sanki içime fazla geliyor, ellerim titriyor bazen; hayattan değil, yükten. insan en çok yorulduğunda “hiç huzur olmayacak” sanır. oysa huzur bazen gelmez; inşa edilir. bir sabah erkenden kalkıp korkuna rağmen yola çıkmakla, bir sınavın önünde kaçmadan beklemekle, “ben hâlâ buradayım” diyebilmekle.
pseudo!
kapısı altın olan evler vardır, uzaktan bakınca büyüler ama kapıyı araladığında içi karanlıksa orada nefes alamazsın. insan da böyledir; dış görünüş vitrindir, gözünü yakalar ama kalp her zaman içeri bakar. yüzü güzel olan çok insan vardır, fakat ruhu soğuksa içinde uzun bir kış yaşarsın. oysa içi güzel biri fark etmeden yerleşir hayatına; bir pencere açılır gibi, bir sandalye çekilir gibi, sessizce huzur olursun yanında. anladığın gün şunu fark edersin: seçtiğin şey güzellik değil huzurdur, beğendiğin şey yüz değil histir. kapılara değil odalara baktığında, gösterişe değil kalbe yürüdüğünde birine bakıp “burada kalabilirim” dersin. çünkü ev duvar değildir, his meselesidir. ve insan, ancak içinde huzur bulduğu yerde evini bulur.
pseudo!