Normalde dış dünya egoyu iki yoldan kontrol eder: Birincisi, o andaki her zaman tekrarlanabilen algılar yoluyla ve ikincisi, bir “iç dünya” şeklinde egonun sahip olduğu ve onun bir parçasını oluşturan daha önceki algılara ilişkin anılar yoluyla. Zihin bulanıklığında sadece yeni algılar reddedilmez, dış dünyanın bir kopyası olarak şu ana kadar onu temsil eden iç dünya da anlamını kaybeder. Buyurgan ego yeni bir dış dünya ve yeni bir iç dünya yaratır; kuşkusuz bu yeni dünya idin arzu giderici dürtülerine uygun olarak yaratılır. Dış dünyadan bu kopuşu güdüleyen şey, bir arzunun gerçeklik tarafından ciddi şekilde- katlanılmaz ölçüde- reddedilmesidir.
Nevroz, ego ile id arasındaki bir çatışmanın sonucuyken, psikoz ego ile dış dünya arasındaki ilişkilerdeki benzer bir rahatsızlığın yukarıdakiyle kıyaslanabilir bir sonucudur.
Eşcinsellerin geçmişinde sık sık kendilerindeki değişmenin, anneleri bir başka oğlandan övgüyle söz ettiği ve onu örnek gösterdiği zaman ortaya çıktığını duyarız. Böylece narsistik nesne seçimi eğilimi kamçılanmış olur ve kısa süren keskin bir kıskançlıktan sonra rakip, sevilen nesne olur.
Kıskançlık da tıpkı hüzün gibi normal denebilecek duygusal durumlardan birisidir. Birisi bu duygudan yoksunmuş gibi göründüğü zaman kıskançlığın ağır bir bastırmaya uğradığı, dolayısıyla söz konusu kişinin bilinçsiz ruhsal yaşamında çok daha büyük bir rol oynadığı söylenebilir.