O günden sonra ben, her ne vakit kızıl bir güle baksam, Hicr toprağına dökülen kanları hatırlarım. Gülümün, Ebu Bekir’in ve Bilal’in birbirine karışan kanlarını.
Bir gerçeğin farkına vardım. Dünyanın hiçbir tertip veya tedbiri imana giden yolları kesemiyor, oraya açılan caddeleri tıkayamıyordu. Çileli oluyordu, sıkıntılı oluyordu ama yolcular hep yolda oluyordu. Yolun sahibi Allah’tı ve dilediğine yürütüyordu. Yürüyüşün çilesi, erişilen nimetin dengesiydi. Mükafat Allah’ın cemali olunca sıkıntı üstüne sıkıntı kimin umrundaydı? İnanmayanlardan başka!