Kitap tek bir zihnin değil iki ayrı zihnin ölüm gerçekliğiyle yüzleşmesini anlatan ender türdeki eserlerden.Herkes mümkün olan en iyi sağlık hizmetini almak,aile ve dostlarından duygusal destek görmek ve olabildiğince az acı çekerek ölmek ister.Ancak herkes aynı imkanlara sahip değildir.Yalom çiftinin tıbbi ve sosyal avantajları ve ölüm karşısındaki hissizliklerinde sahip oldukları materyalist inancın etkisi kitap boyunca çok hissediliyor.Sürekli kendi hayatlarına ve başarılarına odaklanmaları,kitaplarından alıntılar yaparak kendilerini alkışlamaları da narsist bir düşüncenin eseri gibi.Böyle davranarak da ötekiye öteki olduğu kitap boyunca hissettiriliyor.Yalom çiftinin yaşam tarzları ve imkanları bu deneyimlerini farklı bir noktaya çekiyor.Ötekilerin ulaşamayacağı sadece hayal edebileceği bir noktaya.Ölüm de yas da kişinin onlara yüklediği anlamlara göre özel deneyimlerdir.
Sonuç olarak iki akademisyenin ölüme materyalist yaklaşımları,onların kişisel deneyimleri,ölüm gerçekliği ve kayıp ile başa çıkmada kendilerince yararlandıkları yöntemler kitabı okunmaya değer yapıyor.
“_Ölüm hakkında seni korkutan şey tam olarak ne?
_Yapamadığım her şey.Başka bir deyişle,hayatınızı ne kadar yaşamazsanız ölüm kaygısı o kadar artıyordu….”(sy.74)