nastasya

nastasya
@pupaahava
Puan vermedi·156 syf.··
2018 41. kitabı
Her şeyden önce ilginç bir roman olduğunu söyleyebilirim. Özellikle 'ben' diliyle 'röportaj' tekniği ile hazırlanmış olması hoşuma gitti. Fakat romanın esas kahramanı 'Bahar'ın memleketine yaptığı yolculuktan sonraki kısım tam bir faciaydı. Özetle, vasat bir romandı.
Bana Göre KıyametÜmit Ünal · Everest Yayınları · 201810 okunma
Reklam

nastasya

, bir kitap okudu
Puan vermedi·156 syf.··
2018 41. kitabı
Ümit Ünal
10/10 · 10 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2018 40. kitabı
Nasıl okuyacağımı bilemediğim ve yazarına 'hele bir söylesen, yazarken nasıl okunması gerektiğini düşündün' demek üzere olduğum, kurgusuyla ve konusuyla beni büyüleyen kitap. Okuma taktiği geliştirenlerin ısrarla yeni başlayacaklar için paylaşması gerektiğine olan inancımı yinelemeliyim!
Edebiyat
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Puan vermedi·139 syf.··
2018 39. kitabı
‘Dostoyevski’yi, Proust’u, Joyce’u, Virginia Woolf’u okumuştum; bu yazarlardan bende kalan, anlattıkları öyküler, ya da gösterdikleri kişiler değil, belirli bir ham gereçti, her birinin kendine vergi olan, başka bir yazarın yapıtlarında bulunmayan özüydü. Yazın’ın da bütün öbür sanatlar gibi kesiksiz bir akış, yeni, bilinmeyen gereçlerin sürekli bir aranışı olduğuna içten inanıyordum, şimdi yine inanıyorum; benim sarsılmaz kuramımdır bu. Bilinen şeylerden bilinmeyenlere doğru olan akışa inanıyordum bütün gücümle; bu inanç şu olguda dile geldi: gözüme çarpan gerçek başka yazarların da gerçeği olmuşsa, bir yazarın belirli şeyler önünde duyduğu coşkunluğu – bu coşkunluk yazara bu şeyleri başkalarına da göstermesini söyler – duymuyordum; bu gerçek Dostoyevski, Proust, Virginıa Woolf ya da Joyce gibi en çok sevdiğim yazarların açığa çıkarıp, bunca güçle anlattıkları türden bile olsa, durum değişmiyordu.’ Nathalie Sarraute bu düşünceden yola çıkarak, XX. yy edebiyatının dünün romanlarının bir benzerini çıkarmak değil, onları aşmak, edebiyat serüvenini daha ileriye götürmek olduğuna inanır. Balzac’ın romanlarında her şeyi bilen; her yerde bulunan; aynı anda her yere yerleşen; aynı anda her şeyin hem doğrusunu, hem eğrisini gören; aynı anda her serüvenin hem şimdisini, hem geleceğini tanıyan bu ‘Tanrı anlatıcının ‘ yerine ‘sıradan insan’ı anlatıcı konumuna getirir. Bu sıradan insan, belirli bir yere, belirli bir zamana yerleşmiş, kendi tutkularıyla sınırlanmış, belirsiz yaşantısının akışına kapılmış, tüm gücü ve zaafıyla var olma savaşını vermeye çalışan insandır. Kısaca, bu anlatıcı, kendi kendinin anlatıcısıdır. Her sanatçı gibi Nathalie Sarraute da işe, sanatıyla hesaplaşmayla başlar . Çünkü o da bilir ki edebiyat gibi roman da ancak yeni olduğu sürece
Edebiyat
YönelişlerNathalie Sarraute · İletişim Yayınları · 200124 okunma