"Ben yara gibiyim, gönlündeki yarayı kapat n'olur."
Gönlümün dinmek bilmeyen ağrısı... Zarif yüreği herkese güzel bir bana yetemeyen yârim, yaram... Her güzel manzarayı birlikte görmek istediğim beyefendim. Yüreğimin ince sızısı... İstanbul'um. Evim. Senin için mayıs ayında birkaç haftalığına İstanbul sokaklarını süsleyen erguvanlar gibiydim belki ama bilir misin asırlardır İstanbul'un sembolüdür erguvan... dibine girmeden gölgesinde var olmadan alamazsın o hafif, zarif kokusunu. Ben besbelli bir erguvandım ama sen yanaşmaya bile korktun göğsümdeki bu ürkek sevginin altında ezildin başka gölgeler başka kokular seçtin kendine. Emir Can'ın dediği gibi yara ettin kendini ve yüreğimdeki yerini kapatmamı istedin. Bende bu hikayedeki Nalan oluyorum çaresizce; sızlayan, daima inleyen aşkından. Sen ise gönlümdeki yara olmayı seçen kalbimin tüm odalarının sahibi.
-A