Ne ara büyüdük bu kadar? Yaşamak ne ara böylesine zor bir mücadeleye döndü? Hazırlanamadım bile, kalbim çocukluğu üstünde karşıladı evine gelenleri. O en sevdiği sözler, şiirler, hayaller dağınık duruyordu ortada, toplamaya bile vakti kalmadı. Ezildi o en sevdiği şiirler, paramparça buldu özenle büyüttüğü hayallerini ama en çok umutlarını bulamadığına üzüldü. Her gelen biraz koparmıştı onu dallarından. Kupkuru dallarını buldu arayınca. Yeşerir diye bekledi uzunca, ama kurumuştu bir kere, hangi can suyu ile geri dönebilirdi ki hayata? Kapıyı da açık unuttu epeyce zaman. Tanımaya bile vakti kalmadan hiç tanıyamayacağı yabancılar da uğradı kalbine. Gülen yüzlerine kandı, güzel sözlerine ama en çok yalandan hayallerine. Onlar zarar vermez sandı ama en çok o zaman yanıldı, en çok o zaman dağıldı evi. Yıkıldı duvarları, her köşesi ezberinde olan ο evin bu haline de kendisi yabancı kaldı. İnsan kendisine yabancı kalır mı hiç? Kaybeder mi kendisini hatalarında?
Kayboldum bilmediğim diyarlarda..
Çocukluğu üzerine yakışmıyor artık kalbimin ama her haliyle yabancılaştığım şu evin en tanıdık parçası o.. Onu da kaybedersem ne kalır ki benden geriye?