'Her ilişkide ``can alıcı nokta`` elbette cinsel çekimdir. Onun ardından iki ayrı mizacın izin verdiği ölçüde peyderpey bir yoldaşlık gelişir. Evlilikten sonraysa, iki yol vardır; Y yavaş yavaş büyüyen, temellenen dostluk, yani ilişkilerin en derini, en sevgi dolu, en tatlısı, sürekli yenilenen aşk ateşiyle sımsıcak, parıl parıl halde kurulur ya da bu süreç tersine çevrilir, aşk ateşi söner, dostluk gelişmez, bütün ilişkinin güzelliği kül olur gider.'
'...``kadın albenisi`` diye adlandırmaktan hoşlandığımız özelliklerin aslında hiç de kadınsı olmadığına, bilakis erkekliğin yansımasından ibaret olduğuna çabucak ikna etti; bunlar tam ad kadınların bizi memnun etmek zorunda kaldıkları için geliştirdikleri özelliklerdi ve kendi büyük hedeflerini yerine getirmeleri konusunda asli bir yere kesinlikle sahip değildi...'
'...Bizim ölüleri hala gömdüğümüzü duyduklarında çok şaşırdılar; bunun nedenini sordular ve söylediklerimizden hiç tatmin olmadılar. Onlara, inancımız icabı bedenin dirileceğini inandığımızı anlattık; onlar da yıllar yılı çürüyen bedeni diriltebilen Tanrımızın küllerden de diriltip diriltemeyeceğini sordular...'
'...Neden ``bir kadının saçtan tacına`` hayranlık duyarız da Çinli erkeklerin atkuyruğuna hayranlık duymayız; bunu, uzun saçın kadına ``ait`` bir şey olduğuna fazlasıyla ikna olmamız dışında bir nedenle açıklamak zor. Atlarda `` yele`` hem erkekte hem dişide varken; aslanlarda, bizonlarda ve benzeri hayvanlarda sadece erkeklerde olur...'