İnsan, kendisinden beklenen görevi yerine getirebilmesi için maddi ve manevi açıdan pek çok yetenekle donatılmıştır. Ancak o, birtakım eksikliklerden münezzeh, kusursuz bir varlık da değildir. Onun manevi yapısında, faziletlerin yanı sıra bazı olumsuz eğilimler de mevcuttur. İnsanın sahip olduğu bu eğilim ve zafiyetler aynı zamanda onun halife olarak gönderildigi dünya hayatnda var olabilmesinin de en güçlü vesileleri olup insan yaşamının sağlıklı bir şekilde devamına dair derin hikmetler taşır. Örneğin, insanın yemesi, içmesi ve üremesi gibi hayati faliyetlerini düzenleyen duygular, insanın biyolojik yaşamının sağlıklı bir şekilde sürmesi için zorunludur. Fakat bu duygular, bir inşa sisteminin içinde kendilerine belirli ahlaki değerler atfedilmediği takdirde insanı kötülüğe sevk eden ve onu, yaratılışının hedefinden uzaklaştıran bir özelliğe bürünebilir. Dolayısıyla insanın bu tür duyguları, ahlaki değerler üzerinden inşa edilmeye muhtaç bir yapı sergilemektedir.