Ne kadar iyi bir insandı şu Marika! Paşa ondan ayrı bir hayatı asla düşünemiyordu. Kadının şefkatli ve anlayışlı yüzü ruhunun aynasıydı aslında: İçi dışı bir olduğu için de bu akıllı kadını o kadar seviyordu.
Vebanın çocuklar için en korkunç yanı, anne, baba hatta her ikisinin ölümü ve yapayalnız kalmak değildi aslında. Paşa'nın şimdiye kadar hem Müslüman hem Hristiyan mahallelerinde işittiklerine göre, annelerinin eski, tatlı, şefkatli anneleri olmadığını, ölmekte olan çaresiz, zavallı ve bencil bir hayvana dönüştüğünü gördüklerinde deliriyorlardı çocuklar! O zaman bazıları bu dünyadan umudu kesiyor, sanki içlerine cin girmiş gibi uzaklara kaçıyorlardı.
Mehmet Berk Yaltırık'ın yazmış olduğu bir korku romanı. Yazarın okuduğum ilk eseri.
Hevesle okumayı, hususi olarak ertelediğim, okuyacağım için çok heyecanlı olduğum bir eserdi. Kitap, eski sözcüklerin hayli kullanıldığı ağdalı bir dile sahip olsa da, kendini soluksuz okutturan bir roman. Okuru merak duygusuyla sarıp sarmalayarak içine çekiyor.
Türk Edebiyatının korku türünde pek bir eserine rastlamadım ancak yazar, hakikaten başarılı bir korku romanına imza atmış.
Karanlığın Şahidesi'nin konusu; 1800'lerin Osmanlı Dönemi'nde geçen taşradan şehre uzanan cinler, periler dünyasından insanlar alemine olan maceraları konu alıyor.
Yazarın kendine has üslubu, ürpertici ve zengin diliyle okuru kendine çeken Türk Edebiyatının korku türündeki bu eser, hiç vakit kaybetmeden okunmalı.