Hissettiği dehşetli boğuntunun sebebinin hamam köşelerinde eğleşen meçhul bir ecinninin kıskançlığı olduğunu fark etmekten öte içten içe hissediyordu. Hayali, ürkütücü bir ses zihninde biteviye çınlıyordu: "Göz koyduğuma gözün değdi!"
"Teslimiyete kapılan umutsuz" ise tehlikeden habersiz gibi davranır, kimseye sığınmaz ve güvenmez. Damat Doktor, Vali Paşa'nın da bazen bütün gün çalıştıktan sonra, "Artık bundan başka yapacak bir şey yok." diye düşündüğünü görmüştü. Ya da her zaman yapacak son bir şey daha oluyordu da kişinin ya gücü yetmiyor ya da artık boş veriyordu. O saatte, bir anlık mutluluk ve teselli için yapılacak tek mantıklı şeyin, insanın sevgilisiyle yarı karanlıkta birbirine sarılması olduğunu Vali Paşa, Kolağası ve Doktor Nuri, her üçü de biliyorlardı artık.
"'Devlet' dediğiniz paşalar ve katipler amcamın her istediğini yaparlar ve O'na göre adalet, onun her istediğinin yapılmasından başka bir şey değildir."
Aşınıyor insan kaya gibi, dalgası hüzünse
Düşer yaprak kendiliğinden, mevsim hazansa
Yardım etmek isterdim hayatıma, lakin anla
tükeniyorum zamanla.
Öyle kalabalık ki içim, ne de yalnız kaldı dışım
Garip kaplumbağanın evini yıktılar bir hışım
Yazım biteli epey oldu, gelen gitmeyen kışım
Şaşırmamaya alıştım, zaman geçti yatıştım.