“Sevgili Eeva’ma,” diye son noktayı koyacağı senaryo şu cümlelerle başlıyordu: “Ölüm, ölüp giden ve artık var olmayana değil, arkasında geride bıraktıklarına her an yokluğuyla verilen, asla geri alınamayan en büyük yıkımdır.”
Her seçim başka bir hayata açılan kapıdır ve bizler, o kapıları ya açıp içeri girer, önümüze çıkanı yaşarız ya da öyle kapıların var olduğunu asla bilmeden yaşarız, aslında çoktan içeri girip yaşamış olsak bile.