Rümeysa Deniz

Rümeysa Deniz
Beynimiz her zaman merakımı arttıran bir unsur olmakla beraber bir hayat felsefesidir.Gerçi genel olarak felsefe beyinde gerçekleşen olağan ya da olacak gibi etmenlerle doludur.Sadece bulunmayı bekleyen hazinelerdir.Peki bu bulunmayı bekleyen etmenler nasıl olur da bir an içinde bir ampulun yarı zamanlı aydınlatmasına ve diğer zamanın sönmesine neden olur? İLGİNÇÇ , bunu dışında sönmüş kısımların aydınlanırken neden bu kadar direnç gösterdiği kafamı kurcalamamış değil.Fakat kurcalamaış da değil bunun nedenini sönmekte olanlar araştırmalı benim nedenim zıt düşünccelerin neden sonlanmadığı.Anlıyorum insanlar zihinsel olarak farklıdır.Sen bu dersin o, o der.Bu hep böyledir dolayısıyla merakımın sonucu kısmen cevap bulmuştur.Ama merakım bu zamanların daha antipatik şekilde hal almaya başlamasıyla aktif olmuştur.(sanki hep aktifti ama hadi neysee)insanlar bir takım ya da şöyle diyeyim alanında uzman olmayan kulaktan dolma fikirlerle insanların beynini boş ve saçma bilgilerle dolduran insanlara söylemek istiyorum.Ben siyaseti siyasetçiden, fiziği fizikçiden, coğrafyayı coğrafyacıdan,insan bedenini ve sağlığını bir tıpçıdan dinlerim laf kalabalığına gerek yok açıklamak istediğim açıklanmıştır zaten.Ama yani böyle deyince bu diğer fikirlere açık olmadığımı değil zaten fikirleriyle uyuşmayan insanlar genel olarak uyuşmayan konularlarda konuştuğuna dikkat çekiyorum. Sadece, anlattıklarının bir mantık çerçevesinde olmadığı halde onu kabullendirmek isteme çabası.Bu çok gülünç bir şey ,doğru olmadığını düşündüğün şeye ya da bir fikre inanmak senin doğru olmadığını gösterir zaten.Anlamsız bir kabullendirme isteği var siz bazı insanlarda.Açıkçası bulunduğum zamandan memnun değilim eski zamanlar da güzel demek istemiyorum çünkü bununla daha çok karşılaşacağımı düşünüyorum ama şuan
Düşünce
Reklam
Düşünceleri çok derin ve dudaklardan dökülen kelime baloncuklarıydı (benim açımdan) sözler doğruca girerdi vücuda sebepsizce düşünülsede.Garip bir histir onca yıllık çınar dalının kırılması.Göze girecek bu dal düştükten sonra havalanıp,sonra der bu dal'' hep havadayım düşmedim''; hayır, diyor çınar lakin diğer dallar düştüğünü anlıyor, en kalın dal diyor ki ;'' bir eksiklik var, bu söylentiler saçma sayın çınar.''Sayın çınar :''ben bilmem ama onun kökü üstümde iz bıraktı,sağlamdı.Merak etmeyin o düştüğü yeri yeşertir.'' Yattığınız ve yaşadığınız her yeri yeşerttiniz sevgili Rasim Özdenören,yattığınız yerde rahat uyuyun, uyuyun çünkü bizleri yeşerttiniz. Rasim Özdenören