Rabia AYKAÇ

Rabia AYKAÇ
@rabia6
55 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Sallantı
Fark edilmez; hiçbir sey öyledir, diye Diye yanlışlardan şenlik bile kurulur Imza fay hattı hafif bir sarsıntı sonra Hangi aşk dayanıklıdır ki sallantıya Fark edildiğinde hafif bir çisenti Diye sanılır, öyledir, öyle olduğundan Kalk gidelim, yakın ya da uzak olsun Hangi gün gidebildik ki kendimize Duyumsamak niye yetmiyor hissettiğime Sarsıntı bunu aralıyor kötücül değil İyiden iyiye gri bir önsezi, belirsizlik Isırıyor bütün bedeni, daraltan zaman Alştık sallantıya gül-i reyhan oluyor Dağ masallarından ödünç günler Hangi biri unutulmaz bu da öyle oldu Sarsıntısı kısa bir uzun öykü Durup dururken nerden girdi araya Bir hançer gibi bu sarsıntı; gerçi Kötü bir romanın bile bir sayfasında Bulunur bazen hayatı sarsan bir cümle Öyledir; çekip gideriz bir gün diye diye Hissedilmez olur artık sallantı Bir kütük, bir ceset, bir taş irkilir Hayat sandığımız için bu kâbusu
Sayfa 68·Kitabı okudu
Reklam
Bekleyiş
I/ Bekleyiş diyorsun, mutsuzluğun Kurşuni bir kelebeğe dönüşmesi Olabilir bu yabansı anlarda Bitik heves unutulmuş bir arzu Daha bunlarcasını anımsayıp Üzgünlüğe bir dipnot Gibi olmuş Sesindeki derin boşluk Yahut bungun bir sessizliğin Tam ortasına düştüğün II/ Bekleyiş'te "duran adam" Çağrışımı sadece bir ihtimal Bile sayılmaz Sıkıntının boyutsuz oyuğunda Bozgun orada başlıyor en dipte Muhtemel olanın hep öyle kalmasında Bitik heves unutulmuş arzu Hayvansı soluğunda bekleyişin Yahut hiçkimse olmanın
Sayfa 66·Kitabı okudu
Sakin Ol
Sonra karanlık oldu Sâkin ol dedim kendime Konuşmak için mümkün Sessizliğin asûde karanlığı Sonra ne oldu kim bilebilir Kesik kesik çarpıntılı soluma Yaşıyorsak duyuralım birisine Zamanın zorba uğultusunu Tufandayız sanki karmaşa mı Mağaranın dip gürültüsü Işığı olmayanın kaosu mu olur Kalbin miydi o yer: sarsıntılı Sonra, çok sonra yani şimdi Kıyısında suların, kayaların Sürüp giden karanlığın Eritmeye çalıştığı metaldin Sâkin ol dedim kendime Sâkin ol, sözümü dinle Cesaret oradadır Israrında kalbinin
Sayfa 64·Kitabı okudu
Bakakalmak
Ezberlediğin bu hayat nedir ki Bakakalmak yitirdiklerine Orada öylece ahrazlaşarak Hâtıraların çatlaklarından Unutuşlar olup sızıyor Adlandırdığın ne varsa Yusuf yahut ayna hikâyesi bu Her parçası bir diğerine İşaret parmağıyla dokunan Belleği terleten rivayet Hiç dinmeyen söz çilentisi Seni içine çeken kâbusun Ertelenmiş yolculuklar Rüzgârın uğultusu oluyor Kayda geçmemiş bazı şeyler Afallayan bir çocuk Irmağın dağa bakışı Seni nereye sürükledi Bakakalıyorsun orada Tam uçurumun kıyısında Tutunarak kırık bir dala
Sayfa 58·Kitabı okudu
Hoşça Kal
Tek kelimelik kekre bir vedâ: Külrengi, alıngan ve solgun Sokak kapısında kedi sessizliği Menteşelerdeyse paslı bir ima Kıyıya iniyorsun yosun kokulu Anıları aralıyor büyük boşluk Taş sektiriyorsun belleğin seğiriyor Yüzüne gölge gibi ağıyor hüzün Ufka bakıyorsun harelenen uzağa Gözlerini kamaştırıyor bu tenhalık Tuz kirpiklerini yakıyor ve yağmur Bir yangın arıyor arınmak için Yine de unuttuğun bir şey var Ne olduğunu hiç bilmesen de Yol yolcusunu kelimeler kendi Harflerini arıyorken bu vedâda Kekemelik orada başlıyor sanki Kalbin ve zamanın zorba şaşkınlığı
Sayfa 46·Kitabı okudu
Reklam