Rabia Uslu

Doğa süreçlerine müdahale eden bir "kuvvet" ya da "ruh" söz konusu değildi Demokritos için. Var olan tek şey atomlar ve boş uzamdı. Sadece "maddi" şeylere inandığı için, onun bir mad­deci (özdekçi/materyalist) olduğunu söylüyoruz.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Günümüz bilimi, atomların daha küçük "temel parçacıkla­ra" bölünebildiğini göstermiştir. Bunlara proton, nötron ve elekt­ron diyoruz. Üstelik belki bunların da daha küçük parçalar halinde ayrışması söz konusu. Ama yine de fizikçiler bunun herhangi bir sınırı bulunduğu konusunda görüş birliğine sahip. Doğayı oluşturan en küçük , parçalar var olmak zorunda.
Bugün neredeyse Demokritos'un atom öğretisinin doğru olduğunu söyleyebilecek durumdayız. Doğa birbiriyle birleşip ayrışan çeşitli atomlardan oluşuyor gerçekten de. Burnumun ucundaki hücrede yer alan bir hidrojen atomu eskiden bir filin hortumunda bulunmuş olabilir. Kalbimdeki karbon atomu ise bir dinozorun kuyruğunda...
Bir cisim -örneğin bir ağaç ya da hayvan- ölüp dağılmaya başladığında atomları etrafa saçılır ve yeni bir cismin oluşumun­ da yer alabilir. Çünkü atomlar uzamda hareket etmekle birlikte, çeşit çeşit kancaları ve kopçaları bulunduğundan, hep birbirleri­ne takılarak etrafta gördüğümüz cisimleri meydana getirirler.
"Atom" sözcüğü "bölünmez" anlamına gelir.