"her şeyin yanında yaşarlar, hiçbir şeyi görmez, hiçbir şeyin derinliğine inemezler," diyordu," yabancısı oldukları bilimin yanında, bakmasını bilmedikleri doğanın yanında; hiçbir şeyin tadını ateşli bir biçimde çıkaramadıkları için mutluluğun yanında; dünya güzelliğinin, sanat güzelliğinin yanında; bunları görmeden, bunlara inanmadan konuşurlar. çünkü yaşamın, aklın hazlarını tatmanın sarhoşluğunu bilmezler. bir şeye yalnız onu sevecek kadar bağlanmak, bir şeyle onu anlamak mutluluğuyla aydınlanacak kadar ilgilenmek gücünden yoksundurlar."
...öte yandan, eğilimlerimizle istemimiz arasında ki sonu gelmez çarpışmanın yarattığı karanlık, gizine ulaşılamaz benlikte, şaşırtıcı bir huzur duyar gibiydi.
...şimdilik karanlık, uykulu, ama daha güçlü olan başka bir duygunun ardında büzülüp saklanmış gibiydi. olivier aşkın düşlerle, şiirli coşkularla başladığına inanmıştı.