Flört edilebilir. Flört, hoş bir hayatın tüm gerekleriyle bağdaşır. Aşk asla. Aşk, tutkular arasında seçkin çevre için en az uygunu, en antisosyali, en vahşisi, en barbarıdır. Bunun için çapkınlıklardan, ahlakın hafifliğinden daha sertçe yargılanır.
"Aşk da sofuluk gibidir, geç gelir. Yirmi yaşımızda ne aşık, ne sofuyuzdur. Doğuştan bir kutsallık ya da özel bir yetenek taşımıyorsak eğer. Önceden adanmışlar bile bu, Damas yoluna düşen şimşekten bile korkunç sevme çekimine uzun süre direnirler. Bir kadın, en çok, artık yalnızlıktan korkmadığı yaşa geldiğinde boyun eğer 'tutku-aşk'a. Tutkunun çorak bir çöl; yakıcı, ıssız bir yer olmasındandır bu. Tutku, dindar çilecilik kadar çetin dinsiz bir çileciliktir.
Bundan dolayıdır ki tutkun kadınlara tövbekârlar kadar nadir rastlanır. Yaşamın ve toplumun çok iyi bildiği gibi kadınlar nazik göğüslerine gerçek aşkın kıl gömleğini seve seve giymezler. Uzun bir özverinin herkesin başarabileceği bir şey olmadığını bilirler. Hele seçkin çevreden bir kadının, aşık olunca feda ettiklerini bir düşünün. Özgürlük, huzur, bağımsız bir ruhun hoş oyunları, cilveleşmeleri, eğlenceleri, zevkleri; her şeyi yitirir.