Zordur bu kadar tarihi eşya içinde anılara sahip olmak,düşünsene herkes bir parçasını bırakıp emanet eder ,omuzlarında koca bir yük kimin hangi anısına hangi fiyatı biçeceğini nasıl bir yaşanmışlık belirler.
Yıllardır buradayız aslında babadan oğula geçen bir anı taşımacılığı bir nevi zenginden alıp yoksula vermek gibi bir şey,rahmetli babamın yanında öğrendim hayatı,Akif koymuş şairden esinlenip ismimi,oğul bizim görevimiz çok önemli,insanlar yaşamlarından bir parça verirler bize derdi.
Artık daha iyi anlıyorum bazı şeylerin ne demek olduğunu,Kitaplar ,vazolar,saatler,plaklar,eski solmuş takılar....nereye baksam bir anı bir yaşanmışlık hissediyorum ruhumda ,sanki bir hareket dolaşıyor bedenimde,üzgün kederli öylesine terkedilmiş apansız eski sahiplerini bekler gibi,gençler genelde kitapları,orta yaşlılar plakları,daha olgun olanlar ise antika takılara vazolara ilgi duyarlar.Bazen çekingen ürkek çaresiz küpesine ne fiyat biçeceğimi merakla bekleyen yaşlı teyzeye bazende kütüphanesini bağışlayan yaptığından pişman olup her an vaz geçecek birisine meramımı anlatırken bulurum kendimi.
Kim bilir ne zaman almaya gelirler diye bekleyip durur eşyalar,her anının bir kokusu vardır kendine has,kimisi taze meyve,kimisi üzerinden tozları yeni kalkmış yıllanmış şarap,kimiside yağmurun yeni yağıp güneşle havaya karıştığı sıcak yalın arı duru toprak gibi kokar.Her eşya onlara dokunan insanları anılara götüren bir zaman makinesidir aslında özellikle bir tanesi çok büyük önem taşır bunca eşya arasında ; uzak Doğu ülkelerinde çakraları açmak için budistler tarafından kullanılmış ,çeşitli bilinç düzeylerine ulaşabilen garip bir alet bu,aslında eşyaların ruhları olduğunu düşünüyorum mesela Rusya’da yaşanan uçak kazasında yolcuların koltukları üzerinde çeşitli frekans dalgaları