R.

R.
@rahimebykl
Matematik Öğretmeni
23 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
"Düşünmez misiniz, akıl etmez misiniz?" sorusu, insana verilmiş en büyük lütuflardan birini, yani idrak gücünü işaret eder. Tasavvuf ehline göre kelam, niyet ve zikir bir kader yazılımı gibi çalışır; insanın söylediği sözler, taşıdığı niyetler ve davranışlar kişinin hayat yolunu şekillendirir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aslında "Oku" emri, çok daha geniş bir alana sahiptir. "İkra" (Oku) insan yüzünü, havayı, gökyüzünü, kalpleri, canlı cansız tüm yaratılmışları, niyetleri ve her türlü işareti okumayı kapsar. Örneğin; gökyüzüne baktığında yıldızı, toprağa baktığında gözle görülmeyen elementleri, tohumu, bitkiyi, arıyı, kelebeği, kuşları, her şeyi... Yani "İkra" gözlem, analiz, değerlendirme ve yaratıcıyı düşünmeyi içerir.
Bir insanı diğer insana yaklaştıran şeylerden biri de onun hayallerini bilmektir.
Bir gün yeni konuya geçmek yerine sınıfa problemler ya da alıştırmalar dağıp John Holt gibi, "Bu üniteyi bilmiyorsunuz. Soruları da zaten doğru cevaplamanız gerekmiyor. Sadece neler yapacağınızı görmek istiyorum," deyin. Bence ne zaman, neyi ve nasıl öğreneceğine bizim karar verdiğimiz bir sistemde en azından böyle bir dersi onlara borçluyuz. Sınıfınızda örgün eğitimin kurbanı olmayan ve şans eseri hâlâ özgürce düşünebilen birkaç öğrenci kaldıysa yeni konuya dair müthiş bakış açıları getireceklerdir. Zaten öğrencilerinizin derste verdiğiniz kuralları binlerce kez üzerinden geçmenize rağmen umursamamaları o kuralları kendilerinin üretmemesinden kaynaklanır. Neyse ki her anlattığınızı hatırlamadıklarına şükretmelisiniz. Sanki hep en işe yarar, hep en tarafsız şeyleri mi anlatıyoruz?
...Onlara herkes gibi nasıl davranacaklarını güzelce anlatırız ki diğerleri tarafından garipsenmesinler. Okullar ve öğretmenler özel öğrencilerin kuşanacakları bu yapay kişilikleri inşa etmekle görevlidir. Onlara normal(!) insanların davranış kalıplarından bir pelerin diker ve sosyal ortamlarda bunu giymeleri gerektiğini öğütleriz. Böylece özel çocuk, tüm hayatı boyunca sürecek bir role girmiştir ve bir dakika bile rolden çıkmaya hakkı yoktur.