Sabahın erken saatlerinde,külrengi gökte hâlâ tek tük yıldızlar pırıldıyor ,bir bulut kümesinin altından doğru rüzgar esiyordu.Don'un üzerinde, yükseklerde sürüklenen ince bir sis kıraç bir tepenin yamacına yaslanıp, başsız kurşuni bir yılan gibi sel yataklarına sokuluyordu.Nehrin sol kıyısı,kumsal, ağaçlıklı sığ sular, kamışlık bataklıklar,nemli ağaçlar şafağın soğuk, çılgın ışıklarıyla tutuşuyordu.Ufuk çizgisinin altında, için için yanan güneş daha yukselmemişti.