Emer zêweyî

Emer zêweyî
@ramanwer
Jîyaneke felsefî Astrofil. Genel kültür yazarı.
​"Sosyal mecraların sunduğu o sahte vitrinlerde, anlık can sıkıntılarıyla atılan düşüncesiz adımlar, gerçek hayatta telafisi imkansız güven kırıklarına yol açar. Sevgi, içinde bir koruma içgüdüsü ve karşı tarafın kırmızı çizgilerine mutlak bir hürmet barındırmıyorsa, sadece bir hevesten ibarettir. Defalarca dilenen af cümleleri, insanın içindeki o haklı mesafeyi ve sarsılan inancı tek bir günde tamir etmeye yetmez. Biz bu hayat yolunda modern zamanların o esnek, sınır bilmez jenerasyon rahatlığıyla değil, kendi köklerimizin ve karakterimizin asil ağırlığıyla yürürüz. Bu ağırlığı omuzlayamayanlar, kendi dünyalarının sığlığında kalmakta özgürdür. Zaman, kimin bu ciddiyete layık olduğunu elbet ortaya çıkaracaktır."
Reklam
​"Edebiyat bize insanın çiğliğini ve olgunlaşma sancılarını anlatır. Modern mecraların sunduğu o sahte iletişim konforu, insanı bazen en yakınındakinin hassasiyetlerine karşı körleştirebiliyor. Bir anlık muhakeme eksikliğiyle, zamansız ve yersiz kurulan diyaloglar, bir ilişkinin taşıması gereken o gizli saygı kuralını ihlal eder. Hataları büyütüp bir savaşa çevirmek çiğliktir; ancak hiçbir şey olmamış gibi davranmak da ruhun samimiyetine aykırıdır. Şimdi durulma, kelimelerin gürültüsünden sıyrılma ve yaşantının naif, güven veren, olgun adımlarına şahit olma zamanıdır."
​"İçine doğdukları jenerasyonun 'rahatlık' adı altında her şeyi sıradanlaştırması, ne yazık ki en köklü değerlerin bile içini boşaltıyor. Kız ya da erkek fark etmeksizin, haya ve sınır algısının modern zaman kurallarına kurban edildiği bir çağdayız. Oysa bizim nazarımızda aidiyet, namus ve adap mevsimlik heveslerle esnetilemeyecek kadar kutsaldır. Herkesin her şeyi tükettiği bu düzende, kendi sınırlarına ve değerlerinin ağırlığına sahip çıkabilenler ancak gerçek bir olgunluğa erişebilir."
İnsan yaş aldıkça değil, taşıdığı sorumluluğun ve aidiyetin ağırlığını fark ettikçe olgunlaşıyor. Aynı toprağın, aynı kültürün havasını solumak bile bazen doğruyla yanlışı ayırt etmeye yetmiyor; çünkü saygı, jenerasyon esnekliklerine kurban edilemeyecek kadar köklü bir kuraldır. Bir insanın sadakati ve olgunluğu, sadece büyük fırtınalarda değil, hayatın sıradan anlarında koyduğu sınırlarda saklıdır. Kırılan bir güveni tamir etmek ise kelimelerin değil, zamanın ve değişen eylemlerin yüküdür."
Tu di Nav Canê Min de yî Ez li kîjan alî binêrim, tu li wir î, Mîna ku tu di nav xwîna min de diherikî. Ne tenê bi navê "dergistî", ez te bi ruhê xwe nas dikim, Dema tu dûr bî, ez li nîvê dinyayê xwe kêm û tenê dibînim. Tu ew kûrahiya ku ez jê natirsim, ez tê de derya me, Tu ew zimanê ku ez bêyî peyvan pê re dipeyivî me. Hezkirina te ne barek e li ser milê min, ew baskê min e, Her nefesa ku ez dikişînim, bi xêra hebûna te ye. Bila her kes behsa bedewiya rûyê te bike, ez behsa dilê te dikim, Çimkî ez di wî dilî de her şev û roj star dibim. Tu wateya bêdengiya min î, tu qêrîna şahiya min î, Tu berî her tiştî û piştî her tiştî, tu bi tenê ya min î.
Reklam