Yazarı ağır bir his bırakan bir kitap olmasına karşın keyifli ve ne anlattığını bilen bir kitap. İlk defa hayatımda küçük paragraflara konu olan bir kitap okudum. Uslup bakımından normal olarak uslubu tam da 18.yy'la ait. Bu kitaba hem bir ağırlık kazandırıyor hem de farklı bir hava katıyor.Sürekli iyimserliği ve iyiliği savunun bir karakterin dünyanın bu kadar saçmalığına ve kötülüğüne karşı tek başına iyimserliği ve iyiliği savunması gerçekten bir süre sonra 'bu ne yaa' dedirtiyor. Çünkü Voltaire'n de söylemeye çalıştığı gibi bu dünyaya en yabancı şey 'iyiliktir'. Voltaire de bunu oluşturduğu karakteri tüm dünya da gezdirip başına gelecek tüm olağan kötülükleri gösterip ona kötülükten bu iğrenç dünyanın pisliğinden nasibini almış insanlarla karşılaştırarak ondan iyimserliğini korumasını bekliyor. Ve bunun imkansız olacağının bilincine varılmasını istiyor.Genel olarak güzel ve hoş bir klasik okurken hiç sıkılmadan bitirebileceğiniz bir kitap.Kitabın sonun da tüm dünyayı dolaşıp hikayeyi İstanbul da bitirmesi de ayrı bir hoşnutluk sebebi.