Rana

Rana

, bir kitap okudu
8/10
·96 syf.·
3 günde okudu
·
2023 3. kitabı
Şükrü Erbaş
8.7/10 · 5,5bin okunma
Reklam
çocukluğu olmayanın büyüklüğü de olmazmış
Sen evden çıktın ya, eşik önünden aktı, pencere ardından koştu. Kalabalık içinde yabancı kalma diye aynadaki gülüşün, kâküllerindeki rüya, sandıktaki kokun, üstüne gökyüzü oldu. O uzak, soğuk, kocaman şehir birden ev içine döndü. Ben titreyerek baktım ardından. Kötü bir yalnızlık seni incitmesin diye avuçlarındaki hayat çizgisinden sessizce öptüm. Hatırlar mısın, sokağın başında bir kadın, ölüme bakar gibi bakıyordu çocuğuna. Sen korktun, ben korktum. Kar mıydı, akşam mıydı, büyümüş müydük, zamanın sahibi kimdi, gelecek nerelerden gelecekti, bilmiyorduk. Sen sakindin, ben kötü bir telaştım. Sen güzeldin, ben katıydım. Sen kalbine tutunmuştun, ben öfkemi seviyordum. Dünya bir kibir fotoğrafıydı. Kocaman bir yapının önünde durdun. Bütün pencereler sana baktı. Sen bütün güzelliğinle onların geldikleri yerleri gördün. Ben o gün orada öğrendim, çocukluğu olmayanın büyüklüğü de olmazmış.
Şimdi hepimizin Kilitlerden perdelerden bir yuvası var Kentlerden bir korunak kurduk Lambalarımız korkuyla ışıyor Hepimiz hepimizin zalimi ve mazlumuyuz Anne, baba ve çocuklardan Bir büyük paydada Vicdanımız eşyalarımızdan rahat Boynumuzda başka hayatların ölü fotoğrafları Eşiklerimizde sevgisiz şarkılar Dönüyoruz dünya diye kendi gövdemizi
Sayfa 33·Kitabı okudu
Buradan dağlara bakarım. Görkemli dağlara. Gözyaşı dağlara. Gökyüzü dağlara. Uzaklarda kalmış bütün yalnızlıklarım toplanıp gelmiş de beni yanlarına çağırıyormuş gibi bakarım. Susarım. Camlar tarazlanır. Her kirpiğimde bir puhu, çok uzaklardan ince tülbentlerde bir akşamı alır getirir. Çok uzaklarda çocuklar annelerinin sesiyle örterler üstlerini. Ağaçlar kendi gölgelerine gömülür. Rüzgâr konacak yer bulamaz. Sokak lambaları bir gönül yarasıdır, pencerelere de yollara da aynı kederle vurur. Ben bakarım. İçime bakar gibi bakarım. Kalabalıktan korkar gibi bakarım. Selvilerle konuşur gibi bakarım. Bütün ayrılıklardan geriye kalmış ağıtlar gibi bakarım. Her taşı, her gölgesi, her rüzgârı yaşadığım zamanlardan bir sonsuzluk bağışıymış gibi bakarım.