İkinci Cinsiyet çok enfes bir çalışma olmuş. Feminist felsefenin ninesi Simone'un derlenip toparlanan bu ikili kitabını feminizm ile ilgilenen veya ilgilenmeyen tüm okurlara tavsiye ederim.
Kitabın 2018 yılında basılan ilk versiyonunu okumuştum. Buysa ikinci versiyonu yani 2021 versiyonu. Cümle kurulumları ve ifadeler değişmiş fakat yazar önemli diyaloglara kurguya dokunmamış, dahası diyalogları genişletmiş daha tutkulu anlatmış ve son iki bölüme ustalıkla minik ayrıntılar koymuş, diğer evrendeki kadın ve parçalanmış yansımalara referanslar vermiş. Konuyu anlatmak istemiyorum, alın okuyun ne demek istediğimi o zaman anlarsınız. İçinde saf aşkı bulabileceğiniz bir çırpıda okunan bir kitap. Burada geçen bir hikayenin sanatokur internet dergisinde edebiyat dizisi olması heyecanımı artırınca kitabı hemen bitirmek istedim. Benim için 10 üzerinden 10 dört dörtlük bir kitap. Veera'yı Veera yapan kalbidir. Bende özel yeri var. Yorumum ortada, yazarın ilk kitabı ama yıllar sonra üzerinde çalışmış. Usta işi olmuş.
Queer eserlerden söz etmişken, bu eseri görmezden gelmek olmaz. Türkiye'nin ilk ve tek queer bilimkurgu serisinin üçüncü romanı olan Parçanlamış Yansımalar hakkında söylenecek çok söz var. Hem magazinel yanından hem de uluslararası yanından söz etmemek olmaz. Çevrelerce yapılan dedikodulara göre yazarın kendisini terk eden sevgilisi arkasından hayalkırıklığı patlamasıyla 1 ayda yazdığı eser deniliyor, öbür yandan yazarın adını uluslararası bilimkurgu konferansları ve dergilere taşıyan eser deniliyor. Aşkta kaybeden kumarda kazanır derler galiba doğru. İlk iki romana göre yazarın üslübu bu romanda çok değişmiş. Satırlardaki terk edilmişlik hissi, sinir, öfke, aşk, tutku fark ediliyor. Bence başyapıt. Birbirine delice aşık iki kadın kahramanın, pedofil bir seri katili yakalama çabası, sonunda hikayenin arkasından mitolojik bir efsane çıkması Eeva ile Veera'ya bağlanması hepsi falan tek kelime ile dahice. Türkiye'de böyle bir yazar olduğu için gurur duymalıyız. Okumak size kalmış. Nokta.
Pandemi süresinde kısılınca bu kitabı tekrar okumak istedim ve ikinci defa okudum. Eleştireceğim taraflar olmaz mı, ama kitaba ve yazara değil, çeviriyi ve yayınevini eleştirmek isterim. İngilizce versiyonunu da bildiğim için, yazarın yazım dilinin özgünlüğünü de biliyorum fakat üzgünüm ki Türkçede bu dil katledilmiş, tekrar gözden geçirilmeli. Her şeye rağmen bu güzel eseri seviyor ve tavsiye ediyorum.
Yazarımız, biz değerli okuyucularına öyle bir KUMPAS kurmuş ki 18.bölümde Elisa’nın ağzından çıkan o adı okuduğum dakika dondum kitaba baktım. Hep bildiğiniz ama şimdi ancak tanıştığınız o karanlık kahramanınız işte benim, hep bendim, nasıl anlamadınız, der gibiydi. Sonuç, Saara Elisa’yı evlatlık almasaydı asla o kitabı yazamayacaktı, cinayet ve gerçekler asla ortaya çıkamayacaktı ve katiller asla bulunamayacaktı. Elisa gelecekte etki edeceği döngüye ve tabii KEHANETE dahil olamayacaktı. Daha üzerine düşünülmesi gereken çok fazla şey var. Her şey karanlık Elisa sayesinde aydınlığa kavuştu. Yazarın hep bu ironileri kullanmasını akıllıca buluyorum, zıtlıkların uyumunu gözümüze sokuyor, kadın sevgililerin boyunun uyumsuzluğundaki gibi.
Bu yeni roman kesinlikle çok değişik olmuş… Roman bağıra bağıra, kadınların kendi ayakları üzerinde tek başlarına da güçlü olabileceğini anlatıyor. Kadınların eril düzende birer savaşçı olduklarını iyi ifade ediyor. Bu roman da, distopik ve polisiye olduğu kadar önceki gibi bilimkurgu, fantastik, siberpunk olan bir romandı, o konuda şaşırmadım fakat sakin ve oldukça gizemli başlayan, sonrasında hızlanan bir romandı, sanki geçmişteki sırlar döküldükçe aniden koşmaya başladı. Cinayet ve psikolojik detaylar iyi işlemiş. Kurgu yerli yerinde… Tarihlerde, karakterlerde açık yok... Saara Ava karakterinin özlü sözlerinin sürekli olarak kızı Elisa’nın aklından geçip durmasını şık buldum. Hayvanların olduğu hikayeler kalbimi kırıyor, bu sefer Kara Kurt Fenrir yüzünden yine kalbim kırıldı. Sanat eserleri ve antika eşyalarla hayal ettiğim malikane çok güzeldi, içinde ben de onlarla birlikte yaşasaydım dedirtti, o kötü olaylara kadar elbette. Neyse kan dondurucu ve sert olaylara girmeyeceğim. Bence Saara Katile ağzına geleni söylemeliydi ama şokta